yelinTable 'lightmil_pelin.issues' doesn't exist Işık Binyılı | Sayı No:
   

Yazı

TURKIYE'nin NEDEN BIR EINSTEIN'I, SAGAN'I, FREUD'U, CHOMSKY'SI ya da bir MICHAEL MOORE'u HENUZ YOK?

Bircan ÜNVER

Nicin boyle bir baslik!

Son gunlerde kafamu kurcalayan bir konu, biz, ulke ve Turk insani olarak, kendilerini dunya capinda yucelten kisi ve toplumlardan neden ornek almiyoruz, sorusuna kafam takildi uzun bir suredir!

Turkiye, 600 yillik Osmanli Tarihi, Arkeolojik kalintilara dayandirilarak ise 30-50 bin yillik bir uygarlik zincirine besiklik etmis bir ulke!

Bugun neredeyiz?

Turban mi basortusu mu, Ataturk ile Lenin'in resmi bir araya getirilir mi getirilmez mi sorulariyla yaratilan toz duman arasinda neredeyse
kaybolacagiz!!!

Soz konusu yazili tartismalarda kullanilan dil ve uslup ise daha da uzucu..

Hosgoru - anlayis - anlamak - deger vermek ve yasama sevgi ve ictenlikten yoksun bir tavir hakim...

Birilerinin gozleri karartilmis digerine bagirir - hakaret eder izlenimi vermekte bu tartisma icerikli yazilardan bazilari..

Bunlarin icinde kaybolmak yada bogulma noktasina getirilip bir cikmaza girmek ise gercekten buyuk bir kayip olacak, hem bugunku Turkiye hem de gelecegi icin..

* * * * *

Turkiye'yi sadece Turkiye sinirlari icinde gorup - yonetimden - politikalarindan - ekonomisinden - ic catismalardan - medya yada cikar kavgalarina kadar hersey ve hersey, dunya politikasinin Turkiye'ye yansimis bir parcasidir!

Ve Turkiye, yeryuzunun mekanigini donduren hic bir guclu politik ve ekonomik yapidan bagimsiz degildir!

Ve Turkiye'de de halkin en az yuzde sekseni yasama mucadelesi cizgisinde ve tuketime endekslenmistir!

Bu ABD'de ve dunyanin her kosesinde yuzde oranlarda, nispi artmalar ve eksilmeler olabilir ama asagi yukari ozellikle de gelismekte olan ve az gelismis ulkelerde, nufusun bazen yuzde %95'i adeta gozden cikartilarak, hersey en fazla nufusun %5'sinin cikarlarina endekslenmistir...

* * * * *

Bu genel ve soyut giristen sonra, ozellikle Osmanli doneminde hosgorululugumuzle ovundugumuz ve 500 yili askin bir sure ayni topraklari - kulturu - politikalari paylastigimiz Musevilerden birsey ogrenememis oldugumuzu dusunuyorum!

Zira bugun yeryuzune en ust duzeyde katkida bulunmus belli basli dusunce - felsefe - bilim adamlarinin cogu Museviler oldugu kadar dunyanin ekonomik carklarinin en kilit noktalarini da ellerinde tuttuklarini – ozellikle dunya genel siyasetiyle ilgilenen herkes az cok biliyor - anliyor!

New York'ta medya konusunda master ogrenimi gordugum esnada aldigim SANAT VE GUC (ART AND POWER) adli derste izledigim Rusya'da bir musevi ailesinin oykusune iliskin bir filmi, filmin adini unutsam da, filmin icerigini hic unutamiyorum.

Zira o filmde, aile cok yoksul... Savas'a karsi direnmek - saklanmak ve kacarak yasamak mucadelesi veriyorlar.. Bir gun sonra da goc etmek zorundalar, ani baskin tehditlerine karsin..

Sabaha kadar ailece lamba isiginda yedikleri yemek - sogukta birbirlerine yaslanarak - mirildanarak - sarki soyleyerek - dans ederek, birbirlerine guc ve moral veriyorlar..

Bir de aile o yoksulluk ve savas ortaminda bile bes cocugunun geleceklerinin planlarini yapiyorlar savastan sag cikmalari halinde...

O bes cocuktan birinde sanata ilgi var.. Diger dort kardes ve anne-baba, onun sanat alaninda okumasi ve guclenmesi icin gucleri yettigince, baba ve anne, destek verilmesine karar veriyorlar..

Buna benzer film yada hikayeleri zaman zaman farkli filmlerde ve farkli anlatimlarla da izledim!

Bugun NY ve ABD genelinde medya - tip - siyaset - teknoloji - ticaret - akademi - edebiyat - felsefe - muzik - hangi alana bakarsaniz bakin en guclu -yetkin isimlerin baslicalarinin museviler oldugunu goreceksiniz!

Bu sonucun, dunyanin neresinde ve hangi kosullarda yasarlarsa yasasinlar, ortak bir aile gelenegi ve kulturunun sonucu oldugunu dusunuyorum. Ustune ustluk, Israil, kuruldugundan beri savas icinde. Gercek anlamda, yeryuzunde, topraksiz bir toplulugun en guclu ve etkin uyeleri, Museviler. Israil'i dikkate alsak bile, toplam yuzolcumune kiyasla, cok kucuk bir toprak alanina sahip ve Israil'i de ayakta, yeryuzune yayilmis Museviler tutuyor. Herseyden daha onemlisi, 2nci Dunya Savasinin kurbani ve hedefi olmalarina ragmen, 1945 yilindan bu yana, nasil bu denli buyuk boyutlu guc ve hakimiyet kazanabildikleri, ulkemizde siyaset - ekonomi - toplum ve sanat bilimi uzmanlarinca iyicene incelenmeli, arastirmalari ve o bazda, kendi yapimiza uygun stratejiler gelistirmeli ve uygulamaliyiz!


* * * * *

Bizde bugun eger Anadolu'da bir ailenin icinden cocuklardan biri muzikle yada yaziyla yada resimle ilgilenip o alanda okumak istese ve ailesi de yoksul yada o egitimi karsilayacak durumda degilse, o ailede boyle bir anlayis var midir? Ya da o cocugu, kim hangi kosullarda tesvik eder ve ogrenim gormesi ve o alanda yetismesi icin imkanlar sunar/sunacaktir?

Yukaidaki filmi zaman zaman hatirlamamin bir nedeni de, en cok kim-hangi kultur, insanliga yeni dusunceler ve acilimlar getirmisse onlardan bir cogunun da Musevi oldugunu da, her gecen gun daha fazla farketmem olsa gerek..

Einstein'dan - Freud'a - Asimov'dan - Sagan ve Chomky'ye ve daha daha nicelerine...

* * * * *

Turkiye, bugune degin dunya capinda muzik alaninda, muzik dunyasina katki niteliginde uc isim cikardi: Arif Mardin, Ahmet Ertegun ve Ilhan
Mimaroglu..

Ozellikle de Ahmet Ertegun'un, Ataturk'un ABD'ye bir armagani oldugunu dusunuyorum. Zira, eger Ataturk, Ahmet Ertegun'un babasini Washington'a ilk Buyukelci olarak atamasaydi, Ahmet Ertegun'de ABD'de caz muziginin ortasinda ogrenim goremeyecek ve genc yasta kardesi Nesuhi Ertegun ile bu alana, ABD'de yatirim yapma zeminini bulamayacakti!

Bir tek NOBEL'li yazarimiz var ama onun da odulu daha cok verdigi demece bagli davalarla iliskili olarak uluslararasi politik arenada bir noktaya tirmandirilmasinin da bir sonucudur, kanimca. O odul, Turkiye, yeryuzu ve insanliga, edebiyat araciligiyla bir asama yada yeni bir boyut getirmeye verilen bir odulden cok siyasi manupulasyonlara verilen bir odundur!

Bir de Turkiye, Turkiye'deki siyasi uygulamalari yapici ve dogru verilere dayali olarak elestirenleri desteklemese bile hosgorulu oldugu zaman, ancak Turkiye'den de; Michael Moore'larimiz (9/11, Sicko) Albert Nerenberg'lerimiz (Stupidy, 2005) ve tabii Noam Chomsky'lerimiz cikabilecektir.. ("Manufacturing Consent" kitabi basta ve ayrica Chomslky'nin carpici ABD medya degerlendirmelerini isleyen ayni adli belgeseli 1992)

* * * * *

Ataturk'un vizyonuyla da ovunmek istiyorsak, o zaman en basta ve birinci sirada, KOY ENSTITULERINE, yeniden sahip cikilmasi ve onun da Turkiye capinda, Ataturk'un vizyonu cercevesinde ve de cagin kosullarina adapte edilerek, yeniden ve hizlica yapilanmasi ve uygulamaya gecilmesiyle, ancak mumkun olabilir!

Yoksa, turban mi basortusu mu, Ataturk'un resmi onunla - sununla bununla bir araya gelmez turunde bir bardak suda firtina kopartilarak tum ulkeyi yersiz bir kargasa ve ahmaklik duzeyine cekmenin hic kimseye yarari olmayacaktir... Olmaz da.. Tabii bu firtinalarin, gundemi gozden kacirmak icin bilincli ve hesapli olarak cikartilmasini planlayanlarin disinda!

* * * * *

Israil, 2nci Dunya Savasi'ndan sonra Orta Dogu'da kurulmasina ve o tarihten beri savas icinde olmasina ragmen, nasil tum dunyada bu kadar guclu, etkin ve hakim oldu?

Nasil tum disarida yasayan museviler, Israili bu denli ve bu kadar uzun suredir, destekliyor konusunu da, Turkiye ile kiyaslayarak, ayrica incelemek gerek!

Ornegin, ozellikle NY tecrubesinden yola cikarak, biz, yurt disinda degil birbirimizi desteklemek birbirimizin acmaya calistigi kapilari kapatmakla mesguluz!

Yurt disinda yasayan Turklerden, Turkiye'ye musevilerin Israil'e sahip ciktigi gibi ciktigina delalet olan guclu ortak ve uzun donemli seckin bir ornek bildigim kadariyla da yok!

Turkiye adina en etkin calistigini iddia eden Turk-Amerikan organizasyonlarinin cogu da, Turkiye'ye sirtini dayamis durumda!

Oysa, Israil, sirtini daha cok ABD'de yasayan vatandaslarina yada Musevi uyruklu Amerikalilara dayanarak, Filistin ile savasini yarim asri askin surdurebiliyor! Tabii, bu insanliga ve yeryuzu barisina cok pahaliya mal oldu ve olmaktadir.

Eger ovuneceksek, cikardigimiz degerler ve yaptigimiz uretim ve Turkiye'nin dunya skalasinda her duzeyde ve ozellikle de insa kaynagi ve yapisiyla yukselisiyle ovunelim!

Eger bugunku dunya icinden bir ornek alacaksak da, o zaman da ozellikle ABD ve yeryuzunun her tarafina dagilmis - yerlesmis ama Musevilik ruhu ve amaclarini her yerde ve her zaman birinci sirada tutan ve nerede, ne ad altinda ve ne yaparlarsa yapsinlar, bu amac icin calisan Musevilerden ornek alalim..

Museviler, kendi kimlik ve kulturleriyle her firsatta ovunuyor ve onu one cikariyor... Turklerde ise hizlica isimlerini Amerikalilastirma modasi cok yaygin!

* * * * *

Yeryuzunun petrol kaynaklarinin onumuzdeki 100 yil icinde tum ulkeler icin tukenecegi cok farkli kaynaklardan surekli gundeme getirilmektedir.

Yeryzunun de, insanligin, ozellikle nukleer atik ve zehirlerin sonsuza kadar bir coplugu olamayacagi da vurgulanmaktadir.

Bunun icin, kendi kendimizi topyekun INFILAK'i hizlandirma surecine girmemek icin en basta Turkiye'de yasayan tum kadinlari bilinclendirmek ve turban - basortusu ve sekilcigiligi asip --kim ne giyerse, ne takarsa taksin-- ama kafasinin ici acik ve aydinlik olsun... Ayrica, "kadin"larini yetistirmeyen, bilinclendirmeyen bir toplumun "erkek"leri de iyi yetismez, gelismez ve olgunlasmaz, olgunlasamaz!

Bu nedenle, TURBAN - BASORTUSU yerine, ozellikle de KADINLARIMIZI, Nukleer'in tehlikeleriyle bilinclendirelim. Tuketim merakini uretim ve ogrenme merakina donusecegi tesvikler ve ortamlar saglayalim..

Mevcut kor dogusunden bir an once cikilmasi ve ovundugumuz kultur ve tarih ile dunyaya yayilan eski ve yeni komsularimizin guclu ve dunyayi etkisi altina alan basarilarindan ornek ve ilham alarak, yapici ve uretken bir bir surece gecerek, bir bardak suda bogulmayalim..

Museviler orneginden yola cikarak, ister kabul edelim ister etmeyelim, Ermeniler de ABD'de, Turklerden cok etkin ve basarili.. Ve bizim yapmadigimizi, Ermeniler yapiyor. Cunku, Ermeniler, aynen Musevilerin izledigi strateji ve politikalari, her alanda izliyor ve basarili da olduklari asikar!

* * * * *

Bastaki soruya donersek, Turkiye'nin bir Einstein'i, Sagan'i, Freud'u, Chomsky'si yada bir Michael Moore'u neden hala yok?

Cunku biz bir bardak suda bogulmayi tercih ediyoruz!

Yada bir bardak suda firtinalar cikartarak, onun disindaki tum olusumlari gormuyor yada otomatik olarak reddediyoruz!!!

Sonuc olarak:
1) Ozellikle Anadolu'da yoksul yada az gelirli kalabalik ailelerde, ayni musevi ailelerinde oldugu gibi sanat-edebiyat-yazi-cizi-bilime merakli olan bir cocuga, tum ailenin sahip cikip, onu o alanda basarili olmasi icin gereken herseyin ailece ve elbirligiyle yapilmasi;

2) Ozellikle kalabalik ailerden birinde mutlaka en az bir cocugun yurtdisi ogrenim yada ikinci bir dilde ogrenimine oncelik verilmesi..

3) Yapay - yuzey ve Turkiye'de hic kimseye hic bir sey kazandirmayan - kazandirmayacak ve aksine cok sey kaybettirecek tartismalardan ozellikle kacinalim - tahriklere kapilmayalim.

4) Turkiye ve gelecegine gercekten sahip cikmak istiyorsak da, oncelikle ogrenme ve bilinclenme surecini one cekelim ve hizlandiralim.

5) Nukleer santrallar benzeri, halkin ve ulkenin ve yorenin hazir olmadigi ve ates hattinin ortasina ulke ve tum halki ve cevreyi icine atacak ve tum gelecegini tehdit edecek olan bir yatirimin, en azinda 2020'li yillara ertelenmesi;

6) Turbanli - turbansiz - laik - islami kurallar icinde yasamayi tercih eden herkesin ortak bir bilinc ve caba icinde, kendi gunluk politik ve ticari cikarlarin otesinde, tum ulke cocuklari ve gelecegini dusunerek, karar vermesi..

7) Koy Enstitulerinin, Ataturk'un ongordugu cercevede, Turkiye capinda yeniden yapilandirilmasi ve hayata gecirilmesi,

Turkiye'yi aydinlik ve guclu yarinlara tasiyacak temel taslar ve anahtar cikis noktalari olacagi kanisindayim.

Bu amac ve idealler ugruna ve cercevesinde tartismalarin temellendirilmesi dilegiyle..

Bircan Unver
- 11 Subat 2008 - NY


Not: LIBERAL IZMIRLILER Grubuna gelen 75-80 emali digest'tan hizlica tarayinca, yukaridaki yaziyi spontane olarak yazmaktan kendimi alikoyamadim... Gruba 11 Subat 2008'te gonderilen yaziya, 30 Nisan 2008 gunu, ISIKBINYILI.ORG'da yayini icin kismi eklemeler yapildi. B.U.
ISIKBINYILI.ORG

© Mayıs 2008, IşıkBinyılı

© IŞIK BİNYILI e-dergisi; The Light Millennium bunyesinde kamu yararına ve kamu tarafından desteklenen yayıncılık ilkesiyle, 17 Temmuz 2001 tarihinde, Bircan Unver tarafindan, New York'ta kurulmuştur. Vergiden muafiyet statusune (501, (c) (3) ise 17 Temmuz 2001 tarihinden gecerli olmak uzere hak kazanmıştır. Bu sitenin içeriği kurucularinin izni olmaksızın kopyalanamaz. Sitenin tum icerigi "The Light Millennium"a aittir. Uluslarası telif hakları kanunlarıyla korunmaktadır ve her hakkı saklıdır."
Genel Yayin Yonetmeni: Bircan Unver
The Light Millennium'un Ingilizce sitesinin cizgisinde; Tasarlayan ve Geliştiren Bali & Bali Works

Bali & Bali Works