yelinTable 'lightmil_pelin.issues' doesn't exist Işık Binyılı | Sayı No:
   

1- Niğde Valisi Sebahattin Öztürk ile Bircan Ünver. Foto: Tülün Ulusoy, 10 Temmuz 2009.

2-Bolkar Dağları’nın eteğinde yer alan Karagöl. Foto: Bircan Ünver

3- Bolkar Dağları ve Karagöl'den genel görüntü. Foto: Bircan Ünver

4- Karagöl'den genel göruntü ve kamp alanı. Foto: Bircan Ünver

5- Bolkar Dağları'nın çevresinde bulunan siyah taşlardan bir ornek. Foto: Bircan Ünver

6- Meydan Yaylası'ndan

8- Kitap kapağı: Niğde: 10 Bin Yıllık Hatıra

7- Niğde Valisi Sebahattin Öztürk. Foto: Tülün Ulusoy
Bağlantılar:
Darkay - Dagcilik, Kayak ve Tenis Sporlari Klubu
http://odaksevgi.biz/index.php?option=com_content&task=view&id=4770&Itemid=1
Metin Süzgeç, Niğde İl Çevre ve Orman Müdürü’nun görüşü: "Bolkarlar'ın "Milli Park" ilan edilmeden önce, bilimsel bir alan çalışması yapılması gerekir."
“Bolkar Şenliği ve Medetsiz Tırmanışı” programından esinle Bircan Ünver’in Odak: Sevgi sitesinde yayınlanan yazıları için:

Röportaj

NİĞDE’NİN BOLKAR DAĞLARI, DÜNYA ÇAPINDA DOĞA VE KIŞ TURİZM BÖLGESİ OLMAYA ADAY..

Bircan ÜNVER

Niğde Valisi Sebahattin ÖZTÜRK'ten sürpriz haber:
"Bolkar Dağları’nin olduğu bölge, korunması gereken kültür ve tabiat alanı olarak ilan edilmiş.. Geçmişte de orayla ilişkili çeşitli çalışmalarda bulunulmuş. Ama şimdi biz orayı turizm bölgesi ilan etmek için Turizm Bakanlığı’na başvurduk. Şu andan itibaren, oranın Turizm Bölgesi olması için Turizm Müdürlüğümüz tarafından işlemleri başlatmış bulunuyoruz."

Niğde Valisi Sn. Sebahattin ÖZTÜRK ile Işık Binyılı/ Lightmillennium.Org için özel röportaj: Bircan Ünver,
http://ışıkbinyılı.org
Röportaj yeri: Niğde Valiliği, Niğde, Türkiye
Tarihi: 10 Temmuz 2009


“Tarihin binlerce yıllık sürecine tanıklık eden ve yerleşik yaşamı günümüzden onbin yıl öncesine kadar uzanan Niğde ili, tarihi değerleri, doğal güzellikleri, termak kaynakları ile ülkemizin Kapadokya bölgesinde bulunan en önemli bir turizm merkezidir. Camiler, Medreseler, Bedestenler, Türbeler ve diğer tarihi eserler bu kentin dokusuna adeta bir nakis gibi işlenmiştir. Bu kentin turizminin gelişmesine önemli katkılar sağlayan Bolkar ve Aladağlar ise dağcılık ve doğa sporları bakımından dünyaca bilinen önemli merkezlerdir. Çiftehan kaplıcaları ve Narlıgöl termal turizm merkezi, Niğde’nin termal turizminde gelişebilirliğini ortaya koymaktadır.

Niğde ilimiz elma ve patates üretimiyle ülkemizin ihtiyacının önemli bir bölümünü karşılamaktadır. Ve bu iki ürün Niğde’nın adeta simgesi olmuştur.

El sanatlarındaki zenginlik kentin bir başka katma değeridir. Niğde ilinde dokunan geleneksel el dokuma halıları dünyanın bir çok yerinde alıcı bulmaktadır.”

-Sabahattin ÖZTÜRK, Niğde Valisi, SUNUŞ’tan.. “10 BİN YILLIK HATIRA/MEMORY OF THE THOUSAND YEARS”, 2009, T.C. Niğde Valiliği, İlk Kültür ve Turizm Müdürlüğü Yayınları..


- Sayın Vali Sebahattin ÖZTÜRK, bize bu ropörtaj için ayırdığınız zaman için öncelikle teşekkür ediyoruz. Bolkar Dağı’nda geçen haftasonu düzenlenen şenlik ve kampa katildim. Bolkar ve çevresinin büyülü güzelliğine hayran kaldim. Ve Bolkar Dağı’nın “milli park” olarak ilan edilmesine ilişkin talebi de Işıkbinyılı.Org’da yayınladık. Özellikle geçen haftasonu Darkay’in organize ettiği “Bolkar Şenliği ve Medetsiz Tırmanışı”ndan etkiyle, bu yöre üzerine proje ve çalışmalarınızı merak ettik?

- Bolkar Dağları’nin olduğu bölge, korunması gereken kültür ve tabiat alanı olarak ilan edilmiş.. Geçmişte de orayla ilişkili çeşitli çalışmalarda bulunulmuş. Ama şimdi biz orayı turizm bölgesi ilan etmek için Turizm Bakanlığı’na başvurduk. Şu andan itibaren, oranın Turizm Bölgesi olması için Turizm Müdürlüğümüz tarafından işlemleri başlatmış bulunuyoruz. Yakın bir zamanda, bizdeki işlemler tamamlanınca, Turizm Bakanlığı’na göndereceğiz. Bakanlar Kurulu kararıyla da, İnşallah, turizm bölgesi olacaktir. Doğal alan olarak da, hakikaten hiç insan elinin değmediği bakır bir alan. Hem kar yönünden hem kayak yapma imkanı yönünden… Hem de biliyorsunuz, yaz mevsiminde için de çok güzel göllerimiz var. O göllerde de, dünya çapında eşi-emsali olmayan “ötmeyen kurbağa” diyelim, ses çıkarmayan, vıraklamayan” diyorlar, “toros kurbağaları” var. Bu kurbağalar ise sadece oraya mahsustur. O bölgede oluşmuş, mutasyonla yada evrimle o hale gelmiş, o yönüyle de çok nev’i şahsına münhasır kendine özgü bir yerdir.

-“Turizm alani” olması, Bolkar Dağları’nın “milli park” olması talebi dışında farklı bir yaklaşım değil mi?

- Tabii, oranın “milli park” olması başka bir şey.. Turizm bölgesi olması farklı birşey..
Bolkar’in turizm bölgesi olması demek, oranın turistik tesisler bakımından da bir düzenlemeye tabii tutulması demektir. O bakımdan gerçekten iki kavram birbirinden ayrı.. Milli park ilan etmenin şartları farklıdır..

Ama esas olarak, bize Turizm Bakanlığı’nın, ne’yi nerede nasıl yapacağımızla ilgili bir yol haritası çizme işidir. Dolayısıyla turizm alanıyla ilgili işlemler bittiği zaman, turizme açma yönündeki faaliyetler – yatırımlar konusunda da artık biz, kafamıza göre herhangi bir yerde bir işlem yapmayacağız. Oranın kendine ait florası ve çevre bilgileri hesaba katılarak işlem yapabileceğiz. Veya birisine kiraladığımız takdirde, o da ona uymak zorunda kalacaktir. Turizm bölgesi demek, bu demektir.

- Bu anlamda, Turizm Bakanlığı’na; Bolkar’ın “turizm bölgesi” yapılması için teklif verdiğiniz aşamada, kısa ve uzun vadede olmak üzere hangi tür turistik faaliyetlerin yapılmasını hedeflediniz?

- Tabii, oranın öncelikli turizm alani, doğa turizmidir. Yani doğa özellikleri bozulmamış bir yer ve dağlık olduğu için. Doğa turizmiyle bağlantılı olarak, tabii kayak turizmini de düşündük. Çünkü kayak merkezi olması için de, orada geçmişte bir otel inşaatı başlattık. Fakat tamamlayamadık. (Muhtemelen görmüşsünüzdür.) Onu yap-işlet-devret formülüyle bir müstelcine verdik. Ama o da bir takım yasal-hukuksal engeller nedeniyle bugüne değin hiç birşey yapamadan/tamamlamadan süresini doldurdu. Biz de bunu gördüğümüz için, o engelleri kaldırma yönünde bir faaliyet olarak, turizm merkezi olma yönündeki faaliyetimizi başlattık. Dolayısıyla da bundan sonraki yapacağımız işler için de, yasal bir zemin oluşturmaya çalışıyoruz. Turizm Bakanlığımız da, bu konuyu uygun gördüler, sağolsunlar. Gerekli yazışmalara başladık.

- Bu çok güzel ve heyecan verici bir haber..

- Tamamlandığı zaman çok daha güzel bir haber olacak.. Muhtemelen bu konuda kararın çıkması bir kaç ay sürer..

- Bolkar Dağ’inin varlığını ilk kez Tülün ve Mustafa Ulusoy (Darkay) aracılığıyla öğrenmiş oldum. 3 yıldır organize ettikleri “şenlik”e ilişkin haberi de geçen yıl sitemizde yayınladık. Geçtiğimiz Aralık ayında, Bolkar’ın “Milli Park” yapılmasına ilişkin bir haber geldi. Onu da yayınladık. Bunun sonucu olarak_ özellikle Bolkar Dağı’ndan resimlerin de etkisiyle, Karagöl ve çevresinde yetişen çiçeklerin resimlerini çekmek düşüncesi, bu kez beni buraya getirdi. Özellikle de Bolkar’a çıkınca, oranın gerçekten olağanüstü bir doğa mucizesi olduğunu ve korunması gerektiğini düşündüm.. Orada rastlantıyla kamp yapmakta olan bir Amerikalı mühendis de, orasının dünyanın en güzel dağlarından olduğunu ve korunması gerektiğini ifade etti.

- Korunuyor orası. Özellikle Karagöl bölgesi, kesinlikle korunma altında. Oraya herhangi bir müdahale yapılmasına izin verilmiyor. Ama daha geniş ve kapsamlı bir koruma alanı olabilmesi için de turizm merkezi olması gerekiyor. Biz onu inşallah yapacağız.

- Merak ettiğim, bu olağanüstü bir dünya harikasından çekilmiş ve seçilmiş fotoğraflarla, fotoğrafların sergisi ve kapsamlı bir katoloğu esliğinde, bunu dünyaya tanıtım amaçlı bir projeniz var mi?

- Bizim Niğde’yi tanıtımla ilgili, genel anlamda böyle projelerimiz var. Ama oraya ilişkin öyle özel bir projemiz yok. Onun içerisinde bir bölüm olarak Bolkar Dağları var. Ama doğrudan oraya yönelik bir broşür mahiyetinde özel bir projemiz yok. Ama yapabiliriz.. Şimdi ben de o işe dikkatimi yoğunlaştırmış oldum. Öyle de olabilir, doğru.. Çünkü biz genel olarak Niğde’yi düşünüyoruz. Çünkü dağcılık bakımından bizim oradan çok daha güzel bir yer olan, Demirkazığımız var. Türkiye çapında bir “tırmanma” alanı ve yurtdışından da çok gelen var. Halen dağ da, dağcılar var.. Orası, dağcılık yönünden çok daha özel bir yer. Burasını daha çok biz kayak ve yaz mevsiminde de, doğa turizmine açmak olarak düşünüyoruz. Veya Niğde’deki diğer kültür turizmiyle de bağlantılı olarak, doğa turizmini düşünüyoruz. Aslında çok yoğun olmamakla birlikte, Niğde’de bütün turizm alanları var, deniz hariç. Örneğin; termal turizmi var, kültür turizmi var, dağ turizmi var, dağcılık var.. kayak turizmi için uygun zeminlerimiz var.. Ama bunlara ilgi yeteri yoğunlukta değil ve tabii tanıtımı da zayıf.

- Örneğin, saydığınız bu beş kategoride, Niğde veya Türkiye dışında potansiyel ilgililer, nasıl bu bilgilere ulaşıyor?

- Şimdi buraya gelenlerin, buradaki turizm alanlarından haberdar oluşları genel olarak turizm acentaları vasıtasıyla oluyor. Özellikle Kapodokya turizmi çerçevesinde, buraya kadar geliyor insanlar.. Dağ veya doğa turizmi için gelenler ise tamamen kendi başlarına, bizimle çok fazla irtibat kurmadan, yayınlarımızdan veya dostlarından işitmeleri yoluyla geliyorlar. Termal turizmi için daha çok yerliler geliyor. Zaten oraya yurt dışından gelenler yok.. Sizin gittiğiniz yere çok yakın olan kaplıcalara, sağlık nedeniyle yurt içinden insanlar gidiyor oraya. Ama daha önce söyledim, örneğin Demirkazık dünya çapında ve dağcılardan bilmeyen yok.. Dağcılık Federasyonumuz ve dünyadaki bütün dağcılık federasyonları oradan haberdar. Üniversitelerimizin dağcılık klüpleri de, her yıl yüzlerce dağcıyı oraya gönderiyorlar ve tırmanma yapıyorlar. Ama genel anlamda sunu söyleyebilirim, kültür turizmiyle doğa turizmi birbiriyle çok bağlantılı gidiyor. Çünkü, buraya gelenler, mevsimine göre doğa turizmiyle de ilgileniyorlar. Yalnız, kayak turizmi farklı bir olay biliyorsunuz.. Daha çok eğlenmeye yönelik. Özellikle o amaç için gelen insanlardan oluşuyor. Henüz bizim profesyonel anlamda bir kayak tesisimiz olmadığı için o konuda henüz birşey söyleyemiyoruz. Ama bu iş için müsait yerlerimiz var. Başta bahsettiğim Bolkar Dağları olmak üzere Ketencimeni diye bizim başka bir yerimiz daha var.. Biraz önce de söylediğim gibi Niğde de aslında, yok yok.. Sadece çok iyi tanıtımı yapılmamış ve etrafımızda çok daha yoğunluklu yerler var.. Çevremizde Kapodokya, Nevşehir, İhlara ve Aksaray olduğu için, biz biraz ikinci planda kalıyoruz.

- Duydum ama rastlamadı, belki de denk gelmedi... Buranın ayrıca bir Kiraz Festivali var.. Sanıyorum, bu sene yapmıyorsunuz?

- Evet, var. Ama biz yapmadık değil. Oranın belediyesi yapmadı. Bizden kaynaklanmıyor. Onu belediyeler düzenliyor, örneğin, Darboğaz Belediyesi. Gittiğiniz yere çok yakın. Zaten, Bolkar’in bir kısmi, onların ilçe sınırları içinde yer alıyor. Onlar bu sene yapmak istemediler. Çünkü kirazlarını çok kolay satıyorlar. Bu nedenle, festivale gerek yok diye düşünmüş olmalılar.. Geçen sene, ben de katılmıştım, o festivale.. Ama genelde Türkiye’de festivalleri, o bölgedeki, beldedeki belediyeler düzenliyor. Valilik, belki o bölgede onlarla işbirliği yapıyor, kolaylık sağlıyor, paydaş kuruluş olarak var alıyor. Ama esasen festivalleri düzenleme işi belediyelere aittir. Oranın belediyesi nedense bu sene bu isten vazgeçti. Ben öyle duydum. Küçük bir belediye olduğu için mali imkanları sınırlı, gerçi devlet bir miktar katkıda bulunuyor. Turizm Bakanlığı, hazırlanmış festivallere maddi yardımda bulunuyor. Henüz bu sene bana bir davetiye gelmedi ama daha henüz vakit var ve zaman dolmadı. Genel olarak bu ayın sonunda (Temmuz) oluyor. Belki hala gündemdedir!

- Merak ettiğim bir başka konu yine Bolkar’a ilişkin.. Oranın jeolojik yapı ve oluşumu dışında oraya gökyüzünden düşmüş izlenimi uyandıran, özellikle de yatay kemer niteliğinde veya yüksek taş tepelerin üzerine adeta bırakılmış veya gökyüzünden düşmüş gibi duran siyah taşlar.. Oranın dağ-tepe-jeolojik yapısının dışında duran, belki orada —en az—bir kaç yüzyıldır var olan sözkonusu siyah taşların nereden geldiğine dair bir araştırma var mi?

- Bizim orada, daha önce bir medeniyetin olduğuna dair bir bilgimiz yok. Gördüğünüz gibi orası çok yüksek bir yer. Bir çeşit volkanik arazi diye düşünüyoruz. Torosların en yüksek zirvelerinden birisi, orası. Karagöl de bunu düşündürüyor.. O da krater türü bir göl aslında.. Bunun dışında başka birşey bilmiyorum. Ama bu konuda mutlaka çeşitli araştırmalar yapılabilir ve yapacağız.

- O taşlar da “siyah taş “ (black stone) metaforu var.. Kabe’de ki veya Hindistan’daki gibi..

- Meteor olabileceğini de düşünüyoruz.. Ama çok emin değiliz. Meteor olabilir, tabii.. Belki meteor düşmüştür de, o göl öyle oluşmuştur.. Onu da tam bilmiyoruz.

- O taşların öyle bir duruşu var ki.. Hiçbir şekilde o doğaya, dağa, tepeye, toprağa ait değilmiş ve bir yerden düşmüş izlenimini veriyor.

- Düşmüş olabilir.. Doğrudur.

- Bir başka izlenim de yine coğrafik (jeolojik) yapıya ilişkin. Bölgede yaşayan bir çok insan, orada bir çukur var, diyebilir.. Örneğin, Aksaray’dan Niğde’ye doğru gelirken, aralıklarla önce sol ve daha sonra sağ tarafta yer alan kocaman içi boş alanlar gördüm.. Adeta içi oyulmuş alanlar şeklinde.. İlk karşımıza çıkan için, inşaat amaçlı oyulmuş ve toprak çıkarıltılmış, diye düşündüm.. Ancak otobüs ile güneye doğru geliş yolu üzerinde bir kaç kez benzerine her iki tarafta da rastladım. Özellikle son iki tanesi yolun kenarına yakın plandan gördüğümde ise o devasa alanların (iç) kenarlarının adeta bir krater dokusunda olduğunu farkettim. Avusturalya’ya düşen ve düştüğü yerde devasa boşluklar oluşturan meteor’ları çağrıştırdı.. Bu bölgede böyle bir olayın tarihçesi var mı?

- Bilmiyoruz. Yalnız şunu söyleyeyim. O civarda, Aksaray civarında, bizde biliyorsunuz, obruklar var.. Yani çökmeler var.. Yer altındaki şu boşaldıkça, toprak olduğu yerde, kendi kendine çöküyor. O kocaman büyük çukurlar oluşuyor. Daha geçen sene, 2008’in sonunda Konya da olmuştu. Obruk adıyla, orada bir köyümüz bile var. Çökmeler, Konya ovasının hepsinde var.

- Doğal birşey mi?

- Tabii doğal birşey. Bilimsel bir bilgiden ziyade genel bir coğrafya bilgisine dayanarak söylüyorum, İç Anadolu, bir iç deniz imiş, tarihin, insanlığın ilk dönemlerinde.. İç deniz olduğu için, yeraltında tuz tabakası, şu tabakası var.. Bu tabakalaşma, şu çekildikçe, bir şekilde insanlar suyu boşalttıkça_ --yeraltı suları kullanılıyor çünkü--, veya bir şekilde şu bir başka tarafa kaydıkça, yeryüzündeki toprağın bir kısmı çöküyor. Çöken toprak ise suyun çekildiği boşluğu dolduruyor. O oluşan boşluklara da obruk deniliyor. Muhtemelen sizin gördükleriniz, “obruk”lar olsa gerek..

- Siz Niğde’limisiniz?

- Hayır, Trabzon’luyum.

- Niğde’de kaç yıldır Valilik görevini yürütüyor sunuz?

- Bir buçuk yılı geçtik, iki yıla yaklaştı.

- Ülke çapında görev yapıyorsunuz. Niğde’de görevinizi tamamladığınızda, Niğde’de bırakmak istediğiniz iz ne olacak?

- Bir tek alan ile sınırlı değil. Ama ben en çok Niğde’de, “Kültür, Turizm ve Tanıtım” ile “Eğitim” alanında başarılı olmak isterim. Bu iki şeyde çok arzum var. Doğrusu, bugünkü bulunduğu seviyeyi, hedefi mutlaka aşması lazım. Ölçeği de, imkanları da buna uygun. Yapısı da buna uygun. Mutlaka bizim helva yapmamız lazım.

- Eğitim derken, biraz daha açar mısınız?

- İlk ve orta öğretimde, eğitimin kalitesini yükseltme, eğitime katılımı sağlamak, okullaşma oranını yükseltmektir. Hedeflerimiz bunlar. Ortaöğretimde, biz de mecbur olmadığı için, henüz yüzde yüz rakamına ulaşmadık. Tabii, ilkokulda yüzdeyüz ve bunu ortaokulda da, yüzde yüz’e ulaştıralım istiyoruz.

- Sizin eklemek istediğiniz bir şey var mi?

- Hayır. Bize Niğde’yi tanıtım fırsatı verdiğiniz için çok teşekkür ederiz.

- Ben de (Işıkbinyılı.Org adına) ayırdığınız değerli zaman ve verdiğiniz değerli bilgiler için çok teşekkür ediyorum.

- . -

Özel Teşekkür:
- Ali Nebol Bey’e, Niğde Il Valiliği, Özel Kalem Müdürü; ropörtaja verdiği destek için.
- Tülün Ulusoy Hn.a, Darboğaz Kayak Dağcılık ve Tenis Kulübü(DARKAY), Yönetim Kurulu Başkanı; ropörtaj esnasında fotoğraf çekimiyle verdiği destek için.

Röportaj ve yayına hazırlayan: Bircan Ünver
The Light Millennium/IşıkBinyılı
http://lightmillennium.org
http://isikbinyili.org
E-mail: isikbinyili@lightmillennium.org
- 14 Temmuz 2009, Istanbul


©Bircan Ünver, http://isikbinyili.org

© Temmuz 2009, IşıkBinyılı

© IŞIK BİNYILI e-dergisi; The Light Millennium bunyesinde kamu yararına ve kamu tarafından desteklenen yayıncılık ilkesiyle, 17 Temmuz 2001 tarihinde, Bircan Unver tarafindan, New York'ta kurulmuştur. Vergiden muafiyet statusune (501, (c) (3) ise 17 Temmuz 2001 tarihinden gecerli olmak uzere hak kazanmıştır. Bu sitenin içeriği kurucularinin izni olmaksızın kopyalanamaz. Sitenin tum icerigi "The Light Millennium"a aittir. Uluslarası telif hakları kanunlarıyla korunmaktadır ve her hakkı saklıdır."
Genel Yayin Yonetmeni: Bircan Unver
The Light Millennium'un Ingilizce sitesinin cizgisinde; Tasarlayan ve Geliştiren Bali & Bali Works

Bali & Bali Works