yelinTable 'lightmil_pelin.issues' doesn't exist Işık Binyılı | Sayı No:
   

Senaryo

Dizi Film: Güvercin

Dürsaliye ŞAHAN

13 yaşında, bedel olarak kaçırılan ve töre gereği gelin olması istenen küçük bir kızın hayata bakışı ve mücadelesi… İdealist düşüncelerle köye gelen genç ve güzel öğretmen… Bölgenin güvenliği için canını dişine takan vatansever uzman çavuş… Amcasının ormandaki katliamına zorla ortak edilen 8 yaşındaki çocuk… İçindeki müzik yeteneği ve tutkusu ile yargılanıp, köye sıkıştırılan genç… ve diğerleri…

SNOPSIS

Güvercin, 13 yaşında, kalabalık ailesi ve aşiretindeki diğer akrabaları ile birlikte, köyde yaşayan, ilk okulu yeni bitirmiş, sevimli, zeki ve hayat dolu, küçük bir kızdır.

Amcasının oğlu Tahir; karşı köydeki Balalay Aşireti’nden, Perihan’ı kaçırır.

Törelere göre, Balalay Aşireti namusunu temizlemek için kızları Perihan’ı öldürmek zorundadır. Ancak yeni yasada namus indiriminin kalkması; aşiretteki erkeklerin ellerini kollarını bağlar. Kimse ömrünü hapislerde çürütmek istememektedir.

Zeynep öğretmenin geçmişten gelen gizemli bir yorgunluğu ve kırgınlığı vardır. Doğudaki herhangi bir köye tayinini ister. Zeynep öğretmenin güzel, deli dolu, biraz sorumsuz ve bencil kardeşi Zehra için ise köyde yaşamak tam bir felakettir.

Köylü; Balalay Aşireti’nin kızlarını öldürerek namuslarını temizlemeleri için psikolojik baskı yapmaya başlar. Balalay Aşireti bir şey yapmış olmak için, kızlarını kaçıran Sürmeli Aşireti’nin köyüne baskın düzenleyip, hem kızlarını hem de Tahir’I öldüreceklerini söyleyerek gövde gösterisi yapar.

Sürmeli Aşireti, aradaki husumetin giderilmesi ve oğulları Tahir’in canının kurtulması için, Balalay Aşireti’ne bedel ödemeyi önerir. Evlilik çağına gelen kızlardan birini, hemen o anda, başlık parası almadan, (düğünsüz) bedel olarak verebileceklerini söylerler.

Balalay Aşireti kabul ederek, iki kız verilmesi için pazarlık eder. Sürmeli Aşireti iki kız isteğini de kabul eder. Ancak Balalay Aşireti, bedel olarak gösterilen kızları yaşlı ve çirkin bularak istemez. Genç ve güzel olmasını, hatta güzelliği dillere destan Sırma’yı verirlerse iki kız yerine bir kıza da razı olabileceklerini söylerler.

Sürmeli Aşireti başka kızları olmadığını, Sırma’nın da bir hafta önce amcasının oğlu ile sözlendiğini söyler.

Balalay Aşireti köyden ayrılmak üzere arabalara biner. Tam harmandan çıkacakken, Rüstem’in gözüne, küçük kız Güvercin takılır. Araba ile kaçan Güvercin’i kovalarlar. Rüstem Güvercin’i saçlarından tutup arabanın içine çeker.

Güvercin Balalay Aşireti tarafından kaçırılmış, Sürmeli Aşireti bir şey yapamamaktadır.

Iki aile arasındaki husumeti gidermek için, kızı kaçan aileye bedel olarak kurban verilen Güvercin, bir anda, kendisini hiç tanımadığı insanların evinde bulur.

O artık küçük bir kız değildir. Bir gün içinde çocukluktan, evlenmek üzere olan genç kızlığa geçmiştir. Kızı kaçırılan ailedeki en yaşlı erkeğe eş olması ve kadınlık yaparak, öcün alınmasında üstüne düşen görevi yapması istenmektedir.

Bölgedeki köylerin güvenliğinden sorumlu uzman çavuş Mehmet Ali, köylünün sevip saydığı, ancak törelerine karıştırmak istemedikleri devlet memurudur.

Genç ve idealist Zeynep öğretmen köydeki harabe okulu, yaşanabilir hale getirmek ve okul çağındaki kızları okula toplamakta güçlük çekmekte, sık sık Mehmet Ali’den yardım istemektedir.

Zehra ablasının aksine deli dolu, neşeli, biraz sorumsuz ve patavatsız halleri ile çevredekilerin dikkatini çekmeye başlar.

Rüstem’in 16 yaşındaki oğlu Cuma, içindeki bastıramadığı müzik yeteneği ve tutkusu ile sürekli müzik dinlemekte ve türkü söylemektedir. Bu arada bir oyun olarak geliştirdiği ıslık ile kuş seslerini taklit etmesi ve ormanda bazı kuşlara yanıt vermesiyle de çocukların özelliklede küçük Murat’ın ilgi odağıdır.

Köylü ise Cuma’nın farklılığından hoşnut değildir. Şarkı-türkü merakının daha çok kadınlara mahsus olduğunu düşünmektedirler.

Cuma bütün bu baskılardan kurtulabilmek için, bir gün İstanbul’a kaçarak, televizyon kanalların düzenlediği yarışmalardan birine katılmayı hayal etmektedir.

Köydeki yaşama; Mehmet Ali’ye, Zeynep’e, Zehra’ya aracılık eden ise liseyi yeni bitirmiş, gece gündüz üniversite sınavlarına hazırlanan Salih’dir.

Güvercin aşiretteki hangi yaşlı adamla evlenecekdir? Cuma içindeki üstün yeteneğin bedelini nasıl ödeyecektir? Rüstem’in içindeki kızgınlık ve kötülüğün asıl nedeni nedir? Zeynep öğretmen başarılı olabilecek midir? Mehmet Ali önemli görevini ifşa edebilecek midir? Zehra köyü nasıl birbirine katacaktır?

Olayların yönü sürekli sürpriz gelişmeler ile değişir.

Töreler ve gelenekler; yaşlılar ve gençler tarafından farklı algılanmaktadır. Gençler ve çocuklar töreleri çoktan terk etmiştir.

Güvercin, Cuma ve Murat, iki aşiretin beklemediği şekilde kader birliği ederler.

DIZI FILM OYKUSU


Zeynep, genç, güzel, kırgın, kırılgan, sessiz ve biraz hüzünlü görüntüsünün yanında, idealist bir ilk okul öğretmenidir. Doğu illerindeki köylerden birinde çalışmak için, Bakanlığa yaptığı başvurusu kabul edilmiş, Karataş köyüne tayini çıkmıştır.

Ablası ile birlikte yaşamak zorunda olan, güzel, deli dolu, sorumsuz, bencil ve şehir hayatını seven Zehra için ise, Karataş Köyüne gitmek tam bir ‘felakettir.’ Ablasının mahrumiyet bölgelerinden birinde, ‘izbe’ bir köyde çalışma isteği onu çılgına çevirmektedir.

Zeynep tayin tebliğini alır almaz hazırlıklara başlamıştır. Odasında bavulunu toplarken, Zehra haritada Karataş Köyünü aramakta ve bir yandan da arkadaşlarını telefonla arayarak başına gelen ‘inanılması güç, korkunç’ olayı anlatmaktadır.

Zeynep alelacele kardeşi Zehra’nın da eşyalarını toplayarak evden çıkmak üzere hazırlanır. Zehra, Karataş Köyünü haritada bulamayınca haritayı yırtarak yere atar. Zehra yırtılmış haritayı alarak düzeltip çantasına kor.

Zeynep ve Zehra Karataş Köyü hakkında en ufak bir bilgi sahibi olmadan yola çıkarlar.

Bu arada Karataş Köyündeki Balalay Aşireti mensubu Rüstem; yedi-sekiz yaşlarındaki Murat’ı ormanda sürükleyerek, hızlı hızlı yürümektedir. Murat ağlayarak Rüstem’e yalvarmakta, gitmek istemediğini söylemektedir.

Çaresiz ve korumasız küçük çocuğa karşı, Rüstem’in davranışları acımasız, hoyrat ve vahşicedir. (55 yaşlarındaki Rüstem, yeğeni Murat gibi küçük çocukların yardımı ile avlayabildiği şahin yavrularını eğiterek Araplara satmaktadır.)

7-8 yaşlarındaki küçük Murat ise, daha yeni yumurtadan çıkmış şahin yavrularını avlamaktan hoşlanmamakta, ancak sık sık dayak yediği amcasına direnememektedir.

Tam bu sırada, Cuma koşarak gelip, babası Rüstem’e hemen köye dönmesi gerektiğini, aşiretteki bütün erkeklerin Said Dede’nin odasında toplandığını söyler.

Rüstem endişelenir, Murat’ı ve Cuma’yı geride bırakarak, hızlı adımlarla köye dönmeye başlar.

Murat amcasından kurtulmanın sevinci ile, Cuma ile sohbet ederek doğa harikası ormanda yürüyerek, aynı yoldan köye dönmektedirler.

15 yaşındaki Cuma’nın en büyük zevklerinden biri, ormandaki çeşitli kuşların çıkardığı sesleri taklit etmek, hatta kuşların kendisine yanıt verdiğini iddia etmektedir. Cuma aynı zamanda ıslık ile bir çok şarkının melodisini çalabilmektedir.

Murat ısrarla Cuma’ya şahin yavruları ile konuşmasını, bu güne kadar onları avlayarak, evlerinden alıp amcasına, amcasının da Araplara satmasına çok üzüldüğünü, ama kendi isteği ile yapmadığını, hep amcasının zorlamaları ile yaptığını söylemesini ister.

Şahin yavruları Murat’ın ıslığına yanıt vermeyince Murat şahin yuvasının bulunduğu ağacın altında durup onlara seslenir:
-“Bakın annenize söyleyin. Yuvanızı başka bir yere taşısın. Ben karışmam, Rüstem amcamı tanımıyormuş gibi raprahat oturmayın orada. Bir dahaki sefere mutlaka alır sizi yuvanızdan. Araplar çok para veriyormuş size.”

Paşa Köyü’ndeki Sürmeli Aşireti’nin küçük kızı Güvercin, evlerinin önündeki harmanda, arkadaşları ile birlikte, oynamaktadır.

Çocuklar oynarken, ahırda inekleri yemleyen/sağan iki kadın, endişeli bir sohbet içindedir. Balalay Aşireti ile aralarında kan davası başlamasından korkmaktadırlar.

Said Dede’nin odasında toplanan Balalay Aşireti erkeklerinin; kaçan kızları Perihan’ı kimin öldüreceği konusunda bir karar vermeleri gerekmektedir.

Geleneklere göre, toplantı odasına gelecek olan tek fincanlık, acı kahveyi içen erkek, gönüllü olarak Perihan’ı öldürüp, hapse girecektir. Hapse girenin ailesine ve kendisine, aşiret tarafından en iyi şekilde bakılacaktır.

Kadınların pişirdiği, tepsinin ortasındaki, tek kişilik, ufak fincanı küçük kızlardan biri odaya doğru uzatır. Şimali tepsiyi alıp, oturan erkeklere doğru uzatarak;
-“Evel Allah bizim işimiz devlete kalmaz!” der.

Ancak yeni değişen yasa hükümlerine göre, artık namus indirimi yoktur. Bu da içeri girenin 5-6 yıl değil, planlı cinayet kapsamı ile uzun yıllar hüküm giymesi demektir. Acı, bir yudumluk, tek fincan kahve elden ele dolaşır, kimse içmez. Gönüllü çıkmamıştır.

Öldürme görevi, ‘namusun birinci dereceden sahiplerine -yani Perihan’ın erkek kardeşleri, amcaları veya amca çocuklarına-’ kalmıştır.

Perihan’ın babası Mahmut’un iki karısı, 14 kızı ve ‘sadece’ iki oğlu vardır. Perihan birinci karısının kızıdır. Oğulları ikinci karısı Zöhre’dendir.

Zöhre tam bu sırada odaya girip, oğullarına Perihan’ı öldürmek için görev verildiğinde, jandarmaya gidip, bütün aşireti ihbar edeceğini söyleyerek, odadaki herkesi tehdit eder. Bu Karataş Köyü kadınları için olağanüstü bir cesarettir.

Mahmut’un kardeşi Şimali, ‘namuslarını temizlemeye mecbur olduklarına dair’ Zöhre’yi ikna etmeye çalışsa da Zöhre kararlıdır. Oğullarının hapse girmesine izin vermeyecektir.

Ertesi günü, kasabadan köye doğru bir minibüs gelmektedir. Minübüsün içinde köylülerle birlikte Zeynep öğretmen, kızkardeşi Zehra ve Ankara’dan dönmekte olan Rüstem’in oğlu Salih de vardır.

Zehra kulağındaki kaset çaları ile biraz umursamaz, çokcada memnuniyetsiz görünmektedir. Zeynep sessiz ve dalgın etrafı izlemektedir. Salih köylüler ile sohbet etmekte, üniversite sınavlarına hazırlanmayı planladığını söylemektedir.

Balalay Aşireti Perihan konusunu hala çözümleyememiş, namuslarını temizleyememişlerdir. Said Dede öldürmeye gönüllü bir yiğit; köylü ise Perihan’ın öldürülüp, töre gereği kınalanmış cenazesini beklemektedir.

Zeynep köye gelir gelmez hem muhtar hem de imam olan Hacı Haydar’ı bularak okulu görmek istediğini söyler. Okul tahminlerinin çok ötesinde yok olmak üzere bir harabedir. Zeynep ne yapacağını, nasıl işe başlayacağını bilemeden bir süre okulu seyreder.

Zehra fırsattan istifa ederek geri dönmek için ablasına baskı yapmaya başlar. Zeynep çok kararlıdır, Zehra’ya aldırmaz. Hacı Haydar’dan kalabilecekleri bir yer ayarlamasını ister ve yapılacak işlerin bir listesini çıkararak hemen işe başlar.

Balalay Aşireti erkekleri kaçan kızları Perihan’ı küçük bir oyun düzenleyerek geri getirme ve kaza süsü ile nasıl öldüreceklerini tartışmaya başlarlar. Bazıları ambarda uyurken üzerine un çuvalı düştü süsü vermeden yanadır. Bazıları da intihar süsü vermek istemektedir. Kadınlar ve çocuklar Perihan’ın öldürülme senoryalarını sessizce ve korkuyla dinlemektedirler.

Sonunda erkekler aralarında anlaşamayarak, birşey yapmış olmak için Sürmeli Aşireti’ne baskın düzenleyerek, gövde gösterisi yapmaya karar verirler. Köyü basarlar. Perihan’ı öldüreceklerini, ancak sadece bununla yetinmeyip, kızlarını kaçıran Tahir’i de öldürmeye karar verdiklerini söyleyerek blöf yaparlar. Amaçları ovada duyulmak ve köyün içinde biraz rahat nefes almaktır.

Sürmeli Aşireti, Balalay Aşireti’nin blöfünü yutar ve alttan almaya başlar. Perihan’a karşılık, bedel vermeyi teklif ederler. Başlık parası almadan, düğünsüz, derneksiz, hemen o anda bir kız vererek, olayı tatlıya bağlayabileceklerini söylerler.

Balalay Aşireti blöflerine karşılık beklemedikleri bedel teklifi ile biraz şaşırır. Rüstem ancak iki kız verirlerse kabul edebileceklerini söyler.

Sürmeli Aşireti iki kız isteğini de kabul ederek, sırayla kızlarını Balalay Aşireti erkeklerinin önüne getirirler.

Balalay Aşireti erkeklerine gösterilen kızlar evlenme yaşını geçmiş, kilolu veya çok zayıf kızlardır.

Sürmeli Aşireti erkekleri getirdikleri kızları kabul ettirebilmek için adeta tezgahtarlık yapmakta, kızların çalışkanlığını ve iyi huylarını övmektedirler. Dışarda ise kadınlar genç ve güzel kızları evlerde ve ahırlarda saklamaktadır.

Balalay Aşireti’nin erkekleri kendilerine bedel olarak sunulan kızları beğenmez, sinirlenirler. Bedel olacak kızın genç ve güzel olması gerektiğini savunurlar. Sürmeli Aşireti ise ısrarla başka kızlarının olmadığını söyler. Aralarında tartışma başlar. Balalay Aşireti, Sürmeli Aşireti’ndeki güzelliği dillere destan Sırma’yı ister. Eğer bedel olarak Sırma verilirse bir kıza da razı olabileceklerini söylerler.

Sürmeli Aşireti kızları Sırma’yı seve seve verebileceklerini, ancak Sırma’nın bir hafta önce amcasının oğluna sözlendiğini söylerler.

Balalay Aşireti Sırma’nın kızkardeşleri olup olmadığını sorar. Sürmeli Aşireti ‘yok’ deyince de sinirlenirler ve köyü terk etmek üzere kalkarlar.

Rüstem oldukça kızgındır. Balalay Aşireti erkekleri, geldikleri gibi arabalara binerek, köyden ayrılmak üzere hareket ederler.

Tam harmandan çıkacakken Rüstem’in gözüne çocuklar arasındaki 13-14 yaşlarındaki Güvercin takılır. Rüstem arabayı yavaşlatarak, yönünü çocukların üzerine doğru değiştirir. Çocuklar üzerlerine gelen arabadan ürkerek kaçışırlar. Araba içlerinden birini, Güvercin’i kovalamaya başlar. Güvercin bütün gücüyle koşar. Araba Güvercin’e yaklaşır, kadınların ve diğer çocukların çığlıkları arasıda Rüstem kapıyı açarak, Güvercin’i saçlarından yakalayıp, arabanın içine çeker.

Yaşlı kadın canı pahasına arabanın önüne atılıp, durdurmak ister. Rüstem camdan elini çıkararak yalvaran, yaşlı kadını iterek yere düşürür ve araba hızla hareket eder.

Yere düşen yaşlı kadın Rüstem’e beddua eder.

Güvercin zorla çekildiği arabanın içinde ne olduğunu anlayamadan çırpınmakta ve bağırmaktadır. Erkeklerden biri başındaki poşuyu çıkararak, kurtulmaya çalışan Güvercin’in başını ve yüzünü sarar. Güvercin korkudan bayılır. Erkekler oldukça keyiflidir.

Bu arada Zeynep kendisini hiç yokmuş gibi görmezden gelen köylünün aksine evleri tek tek dolaşarak okula gelebilecek çocukları belirlemeye çalışmaktadır.

Köylü uzaktan Zeynep’i takip ederek, olaylardan özellikle de Perihan meselesinden ve Güvercin’in kaçırılmasından uzak tutmaya çalışırlar.

Uyandığında kendini yabancı bir evde, tanımadığı insanlarla birlikte bulan Güvercin’in ise korkusu ve şaşkınlığı daha da artmıştır. Panik içinde olup biteni, neden kaçırıldığını öğrenmeye çalışır. Ondan başka herkes memnun ve sakin görünmektedir. Kimse hiçbir açıklamada bulunmaz. Taa ki, küçük Murat olanı biteni anlatıncaya kadar.

O artık küçük bir kız değildir. Iki aşiret arasındaki husumeti gidermek için, kızı kaçan aileye bedel olarak verilmiştir. Aşiretdeki en yaşlı erkeğe eş olması ve kadınlık yaparak, öcün alınmasında üstüne düşen görevi yapması istenmektedir.

Bu arada bölgedeki köylerin güvenliğinden sorumlu, genç, uzman çavuş Mehmet Ali zorla küçük bir kızın kaçırıldığına dair ihbar alır. Önce Paşa Köyüne sonrada Karataş Köyüne giderek araştırmaya başlar. Her iki tarafta Mehmet Ali’yi sevmelerine rağmen Güvercin’in kaçırılmasını saklar. Köylü resmi görevlileri törelerine karıştırmak istememektedirler.

Mehmet Ali Karataş Köyünde Zeynep ile karşılaşır. Bir isteği olup olmadığını sorar.

Zeynep Mehmet Ali’ye harabe okulu göstererek, köydeki çocuklarla karşılaşmadığını, karşılaştıklarının da başka köylerden olduğunu öğrendiğini söyler. Mehmet Ali gülümseyerek Zeynep’e gerçekleri, köylünün çocuklarını özellikle de kız çocuklarını okula göndermemek için böyle davrandıklarını anlatır.

Bu arada Zehra Mehmet Ali’ye patavatsızca sorular sorar:

Zeynep’in zorlu mücadelesi başlamıştır. Mehmet Ali elinden geldiği kadar Zeynep’e yardım etmeye çalışır.

Köydeki yaşamı Mehmet Ali’ye, Zeynep’e, Zehra’ya en iyi tercüme eden, zaman zaman aracılık eden ise, liseyi yeni bitirmiş, gece gündüz üniversite sınavlarına hazırlanarak, köydeki vahşi yaşamın biraz dışında olan Salih’dir.

Güvercin, çocuk aklı ile; vahşi, bağnaz, cehalet içindeki insanlara karşı canını dişine takarak mücadele etmeye başlar. Evdeki işleri, ahırdaki hayvanların bakımını yapan bir köle gibidir.

Zehra köydeki yaşamı karıştırmaya başlar. Gençler zaman zaman birbirleri ile Zehra yüzünden kavga ederler.

Güvercin etrafını saran kalabalığa rağmen tecrit edilmişcesine zorunlu bir yalnızlığa itilmektedir. Gözü sık sık köyün çıkışına takılan Güvercin, bir gün annesine, kardeşlerine ve köyüne döneceği günü bekler gibidir. Güvercin’I en çok korkutan Rüstem’in her orman dönüşünde elinde getirdiği şahin yavrularını kafese hapsetmesidir.

Köydeki büyük bir düğün olur. 10 tane davul çalınır. Gelinin belindeki bakirelik simgesi kırmızı kurdele ilk Güvercin’in dikkatini çeker ve daha da korkmaya başlar.

Henüz nikahı kıyılmamıştır. Rüstem’in karısı Hayriye nikahı geciktirmektedir.

Sürekli amcası tarafından şahin avına götürülen, Murat, Güvercin ile arkadaş olmuştur. Şahinleri nasıl avladıklarını, onların yuvalarından alınırken öterek nasıl ağladıklarını, nasıl yalvardıklarını, annelerini çağırdıklarını anlatır.


Müziği, şarkı ve türkü söylemeyi çok seven, Cuma ise bir gün büyük bir şehre gitmeyi ve şarkı yarışmalarına katılmayı hayal etmektedir.

Güvercin aşiretteki hangi yaşlı adamla evlenecekdir? Cuma içindeki üstün yeteneğin bedelini nasıl ödeyecektir? Rüstem’in içindeki kızgınlık ve kötülüğün asıl nedeni nedir? Zeynep ve Mehmet Ali tartışırken nelerin farkına varacaklar?

Yolları kesişen Güvercin, Murat ve Cuma arasında dayanışma artar. Aralarındaki ilişki aşk değildir, ancak aşkdan daha güçlü duygularla arkadaşlık ve dostlukla birbirlerine bağlanırlar.

Bu arada Güvercin’in Rüstem ile evlenmesi kesinleşir. Güvercin kendisini kaçıran, babasından daha büyük, nefret ettiği ve korktuğu adamla evleneceğini duyunca çılgına döner.

Rüstem’in karısı Hayriye üstüne genç bir kuma gelmesini istememektedir. Bir süre Güvercin’in henüz regli olmadığını öne sürerek aşireti oyalar, daha sonra da, köyde müzik tutkusu ile alay konusu olan,dolayisiyle ilerde evlendirilmesi zor olabilecek oğlu Cuma ile evlenmesini ister. Ancak bu Güvercin’e ve aşiretine bir ceza sayılmayacağı için aşiret tarafından kabul görmez. Sonunda Cuma’nın Güvercin ile evlenip erkekliğini kanıtladıktan sonra yeniden ikinci bir kadınla evlenmesi ve hatta Güvercin’in köyüne geri gönderilmesi kararlaştırılır.

Güvercin Cuma ile evlenir. Ancak hiç bir zaman karı koca olmazlar. İkisi de çok iyi arkadaştır. Küçük yatak odasında ikisi de kendi hayatlarını yaşıyor gibidirler. Hatta odaya girdiklerinde her ikisi de büyük bir rahatlık duyarlar. Cuma küçük radyosundan müzik dinlemeye, Güvercin ise camın kenarına oturarak, çekirdek yiyerek uzaklara bakıp, ailesini düşlemeye başlar veya küçük saksılarda yetiştirdiği menekşele ile ilgilenmektedir. Bazen birbirlerine bildikleri masalları anlatırlar. Bazı geceler aralarına gizlice Murat’da katılır. Güvercin ve Murat kendi aralarında oluşturdukları jüri makamı ile Cuma’nın türkülerini dinleyip televizyonlarda seyrettikleri gibi değerlendirerek eğlenirler.

Bu arada Güvercin ile Cuma’nın birlikte olduğuna dair, kanlı çarşaf Hayriye’nin eline geçmediği için Hayriye huysuzlanmakta, sabırsız bir şekilde Güvercin’I tartaklarayarak, oğlu Cuma’yı zorlamaktadır.

Salih gizlice Cuma ve Güvercin’e yardım ederek, kestiği tavuğun kanını çarşafa sürer. Hayriye kanlı çarşafı köydeki bazı kadınlara göstererek oğlunun erkekliğini kanıtlar.

Bu arada Mehmet Ali sık sık köye gelerek Zeynep öğretmene yardımcı olmaya çalışır. Zehra Mehmet Ali ile yakınlaşmaya başlar. Mehmet Ali biraz oldu bittiye gelmiş gibidir. Zeynep çok meşgul olduğu için karışmaz ancak ilişkiyi Mehmet Ali’nin başlattığını düşünür.

Zeynep öğretmen ve Güvercin arasında köylüler tarafından görünmeyen bir duvar örülmüş gibidir. Karşılaşmaları sürekli engellenir.

Güvercin’in dayak yediği bir gün Zeynep şahit olur ve müdahale eder. Güvercin’i Rüstem’in kızı sanmaktadır. Köylü Güvercin’in kimliğini gizlemektedir.

Zeyep öğretmen Hacı Haydar’ın yardımı ile Rüstem’i ve Hayriye’yi ikna ederek, Güvercin’in okula gelmesini sağlamaya çalışır. Ancak özellikle Hayriye Güvercin’in okula gitmesine karşıdır, çünkü Güvercin evdeki birçok işi yapmaktadır.

Günler geçmektedir. Hayriye’nin Güvercin’e karşı acımasızlığı gittikçe artmaktadır. Güvercin bir kaç kez Hayriye’den dayak yer. Köylü Güvercin’in yaşadığı tüm zorluklara ve şiddete karşı duyarsız davranmaktadır. Güvercin’e sadece Cuma ve Murat destek olmaktadır.

Bu arada Tahir gizlice köye gelerek, Güvercin’i su başında yakalayıp yardım ister. Perihan kız kardeşini özlemiştir. Onunla buluşması için Güvercin’in yardımı gerekmektedir.

Güvercin bütün hayatının değişmesine neden olan Tahir’i karşısında görünce çılgına döner. Tahir’i iterek suya düşürür ve kafasına öldürmek için odun ile vurur. Yarı baygın yere düşen Tahir’i daha sonra şuursuzca tekmelemeye başlar.

Güvercin’in iri yarı Tahir’i döverek bayılttığını gören köylüler müdahale eder. Köylü önce Tahir’in kim olduğunu anlamaz. Baygın haldeki Tahir’i köye getirirler. Köylüler Tahir’in kim olduğunu anlayınca iyice şaşkına dönerler. Tahir’i Said Dede’nin odasında yere yatıran Balalay aşiret erkekleri bir çözümsüzlükle daha karşı karşıyadır.

Güvercin bedel olarak alındığı için Tahir’e dokunamamaktadırlar. Ancak bunca olaya sebep olan Tahir’in köye kadar gelebilme cüreti de erkekleri sinirlendirmektedir. Sonunda Tahir’i ayıltıp, köyden ite kaka/iyice döverek atarlar.

Güvercin’in Tahir’i bayıltıncaya kadar dövemesi köylüleri hem şaşırtır hem de Güvercin’e karşı biraz daha yumuşak ve yakın davranmalarına neden olur.

Ancak Hayriye’nin Güvercin’e karşı olan acımasız tutumu yerini entrikalara bırakır.

Zeynep öğretmen bütün bunlardan habersiz, Mehmet Ali’nin yardımı ile Güvercin’in okula gelmesini sağlar.

Güvercin okula başlar. Bu Güvercin için inanılması güç, harika bir olaydır. Okul onun için adeta bir kurtuluş kalesi gibidir. Güvercin Zeynep öğretmeni gizli bir tutkuyla sevmeye başlar.

Birgün Zeynep derste Güvercin’in başını okşar, Güvercin elinde olmadan Zeynep öğretmenin elini alıp koklayarak, öper ve gözlerini kapatıp ‘anne’ der.

Zeynep öğretmen ne olduğunu anlayamaz. Güvercin’in yorgun, perişan ve mutsuz halinden birşeyler çıkarmaya çalışır ama gerçeği öğrenemez.

Bir gün Güvercin okula gelmeyince evine gider. Hayriye sinirli ve hırçın bir şekilde Zeynep öğretmeni tersler. Zeynep öğretmen dönerken Güvercin’i yukarıda camdan kendisine bakarken görür. Ağlamaktadır. Zeynep çaresiz evine gelir. Ne yapacağını bilememektedir.

Bu arada Cuma ve Murat’da mutlu değildir. Cuma bir an once büyük şehirlere giderek müzik yarışmalarından birine katılmak ister, Murat ise amcası Rüstem’in zoru ile şahinleri avlamaktan bıkmıştır.

Zeynep öğretmen Mehmet Ali ile birlikte, bir bahane ile günlerdir ‘hasta’ denilerek okula gelmeyen Güvercini tekrar yoklamaya gider.

Mehmet Ali’den çekinen Hayriye Güvercin’i görmelerine izin verir. Zeynep Güvercin’e hastalığını sorar. Güvercin kalbinin üstünü göstererek ‘göğsüm ağrıyor’ der. Zeynep bakmak ister. Güvercin Hayriye’den ve Mehmet Ali’den utandığını söyler. Mehmet Ali ve Hayriye sırtını dönünce Güvercin göğsünü açar. Zeynep şaşırır. Güvercin göğsüne ‘öğretmenim beni bırakma’ diye yazmıştır.

Zeynep şaşkınlıkla evden çıkar. Mehmet Ali’ye olanları anlatır. Mehmet Ali büyütecek birşey olmadığını, tek sorunun Hayriye’nin ‘kızını’ okula göndermemek için böyle yaptığını söyler.

Zeynep Mehmet Ali ile kavga eder. Mehmet Ali darılarak gider.

Ancak Mehmet Ali gittikten sonra Zeynep’e hak vermeye başlar. Tekrar dönüp Rüstem ile konuşur. Hayriye Mehmet Ali’ye ‚kızı’ Güvercin’in artık yaşının büyüdüğünü ve okula göndermeyeceğini söyler. Mehmet Ali’nin yapacağı birşey yoktur. Güvercin’in yaşı 14 olmak üzeredir.

Köydeki yaşam artık Güvercin için çekilmez acılarla dolmaya başlamıştır.

Cuma ve Murat’da Güvercin ile aynı fikirdedir. Üçü de mutsuzdur. Sonunda üç çocuk kaderlerini, her iki aşirete de sürpriz gelecek şekilde birleştirmeye karar verirler.

Birlikte bir intihar mektubu yazarlar. Üçü de ölmeye karar vermiştir. Bir gece yarısı yola çıkıp, elbiselerini nehir kıyısına bırakırlar.

Ertesi gün Zeynep intihar mektubunu okuduktan sonra Güvercin’in hikayesini öğrenir ve çılgına döner. Olanlardan Mehmet Ali’yi sorumlu tutar. Onu görevini ihmalle suçlayarak üslerine şikayet edeceğini söyler ve eder. Ancak vali ilgisizdir ve Zeynep’i köylülerin en hassas noktası olan törelerine ve geleneklerine karışmaması için uyarır. Zeynep köyde yaşanan vahşetin durdurulması gerektiğinden emindir.

Köylüler geleneklerine olan bağlılıklarını dile getirerek Mehmet Ali’den de bütün askerlerden ve polislerden korkmadıklarını, hepsinin canına da mal olsa törelerini uygulayacaklarını söylerler.

Zeynep canı pahasına köylülerin karşısına çıkarak, onlara hakaret eder. Cahilliklerini, bağnazlıklarını yüzlerine vurur. İntihar eden çocuklarından sorumlu tutar.

Hayriye yaptıklarından pişmandır. Oğlu Cuma’nın ölüm haberi onu büyük bir hezimete sokmuş gibidir.

Perihan’ın annesi Suriyeli Zöhre Zeynep öğretmenin safhına geçer.

Kocalarından korktukları için ses çıkarmayan kadınlar yavaş yavaş Zeynep’e hak vermeye başlarlar. Zeynep’in haklı olduğunu dile getiren bazı kadınlar kocaları ile tartışmaya başlar. Zeynep büyük bir gayretle kadınları bilinçlendirmeye ve örgütlemeye çalışır.

Bu arada Güvercin’in, Murat’ın ve Cuma’nın intiharı ile ilgilenen Mehmet Ali’de suçluluk duymaktadır.

Kadınların bir kısmı Zeynep öğretmene gizli gizli bilgi getirmeye başlarlar.

Bu arada haberi duyan Güvercin’in babaannesi tek başına köye gelir. Said Dede’nin odasında toplanan erkeklerin içine girer. Rüstem’e Güvercin’i nasıl kaçırdığını hatırlatır ve giden iki çocuklarının acısını sorar. ‘Benim de yüreğim öyle yanmıştı işte’ der.

Yaşlı kadın Perihan’ın ölümünü isteyen köylülüre de söyleyecekleri vardır. Rüstem’I ve ailesini nasıl kışkırttıklarını yüzlerine vurur.

Bu arada çocuklar nehir kıyısında soyunduktan sonra tanınmamak için değişik kıyafetler giyerler. Bu şekilde ailelerini öldüklerine inandıracaklardır.

Gece gizlice Güvercin’in köyüne uğrayarak, kızı kaçırıldığından beri geçirdiği şok nedeniyle hiç konuşmayan annesi Gülistan’ı ziyaret ederler.

Gülistan kızı Güvercin’i görünce güçlükle bir iki kelime konuşur. Güvercin döneceğini söyler, annesi boynundaki bütün altınlarını kızına verir.

Üç çocuk gece yarısı ana yola çıkarak büyük şehir, İstanbul’a gitmek üzere oto stop yaparlar. Sonunda küçük bir kamyonetin arkasında yer bulurlar. Gece olduğu için hava soğuktur. Birbirlerine sarılarak ısınmaya çalışırlar. Üşümelerine rağmen üçü de mutludur. Gülerek ellerindeki dürümleri yerler. Önlerinde macera dolu bir yaşam vardır.

Köylü çocukların intiharına inanmıştır. Olay gazetelere geçer.

Çocuklar ellerindeki altınları İstanbul’da kısa sürede kaptırırlar.

Koca şehirde çocukları çeşitli zorluklar beklemektedir. Köprü altında evden kaçan diğer çocuklarla bir süre yaşarlar.

Güvercin ve Murat kağıt toplayarak çingenelere satmaya başlarlar. Cuma ise boyacılık yapmaktadır. Topladıkları küçük paraları biriktirerek bir oda kiralamayı planlamaktadırlar.

Çeşitli tehlikeler ve olaylar atlatırlar. Polisten ve tanınmaktan korkarak, kaçak yaşarlar.

Bu arada Zeynep çocukların yaşadığını öğrenir. Hemen İstanbul’a giderek çocukları aramaya başlar.

Zeynep öğretmen İstanbul’da Perihan ile Tahir’i bulur. Üçü birlikte ararlar ancak bulamazlar. Çaresiz kalan Zeynep sonunda kızgın ve küs olduğu Mehmet Ali’den yardım ister. Mehmet Ali sevinerek kabul eder ve her şeyi bırakıp İstanbul’a gelir.

Cuma bir çay ocağına, ardından bir restoranta komi olarak girer.

Güvercin ise bir kuaförde iş bulmuştur. Önce temizlik ve getir götür işleri yapar. Sonra ağda yapmasını öğrenir. Oldukça beceriklidir.

Bu arada geceleri yaşlı, hasta bir kadına bakmaktadır. Aslında yaşlı kadının işini kalabilecekleri bir yerleri olması açısından kabul etmişlerdir. Cuma ve Murat’da geceleri gizlice aynı evde kalmaktadır.

Tam bu sırada Perihan ve Tahir çocukları bulur. Birlikte Güvercin’in çalıştığı güzellik salonun üzerindeki tek odada kalmaya başlarlar.

Kısa bir süre sonra sahte bir kimlik ile Murat okula kayıt olur.

Güzellik Salonu Perihan ile Güvercin’e devredilir. İşleri gelişir. Güvercin annesi ile telefonda konuşmaya başlar.

Cuma restoranta gelen bir müşterisine yarışmalara girmek istediğini söyler. Müşteri yarışmaların müzik yapmak için çok doğru olmadığını anlatır. Konservatuara girmesini önerir. Cuma ortaokulu bitirmemiştir. Dışardan bitirmelere katılır ve konservatuarı kazanır.


Murat’da bu arada sahte bir kimlik ile okula kayıt olabilmiştir.

Zaman geçer, Rüstem oğlu Cuma’yı affettiğini söyleyerek yanına çağırır. Cuma yanıt vermez. Babası dayanamaz kalkıp oğlunu görmeye gelir. Ancak Murat ve Cuma artık Rüstem’den korkmamaktadır. Cuma babasının hatalarını yüzüne vurur. Çocukluğunda yaşadığı tramvaları anlatır. Güvercin ile evlenmeye kalkmasının nasıl bir vahşet olduğunu vurgular. Rüstem utanır ve ağlamaya başlar. Köyüne döner.

Bu arada Mehmet Ali Zeynep öğretmene aşık olduğunu hisseder. Zehra ile karekterleri zıttır. Zehra ise Mehmet Ali ile evlenmek ister ve evlenirler. Mehmet Ali Zeynep’i içine gömer.

Zehra evlendikten kısa bir süre sonra eski sevgilisi ile karşılaşır ve Mehmet Ali’den hemen ayrılmak istediğini söyler. Oysa daha yeni Mehmet Ali’den bebeği olmuştur. Sevgilisi ile birlikte yurt dışına gidecektir. Zeynep bebeğinde gideceğini düşünerek çok üzülür ancak belli etmez. Zehra bebeğin ayak bağı olacağını düşünür ve ablasına bırakmak ister. Mehmet Ali, bebek ve Zeynep bir arada yaşamaya başlarlar. Zeynep’de Mehmet Ali’den hoşlandığını hisseder. Birbirlerine açılamazlar.

Güvercin, Cuma, Murat, Tahir, Perihan, Salih, Zeynep öğretmen, Mehmet Ali ve bebek birlikte aynı evde yaşamaya başlarlar. Birbirlerine yaslanarak yaşamlarını sürdürmeye devam ederler.


Tel:0532 400 7622
e-mail: dursaliye@mail.com
dursaliyesahan@yahoo.com.tr

© Aralık 2005, IşıkBinyılı

© IŞIK BİNYILI e-dergisi; The Light Millennium bunyesinde kamu yararına ve kamu tarafından desteklenen yayıncılık ilkesiyle, 17 Temmuz 2001 tarihinde, Bircan Unver tarafindan, New York'ta kurulmuştur. Vergiden muafiyet statusune (501, (c) (3) ise 17 Temmuz 2001 tarihinden gecerli olmak uzere hak kazanmıştır. Bu sitenin içeriği kurucularinin izni olmaksızın kopyalanamaz. Sitenin tum icerigi "The Light Millennium"a aittir. Uluslarası telif hakları kanunlarıyla korunmaktadır ve her hakkı saklıdır."
Genel Yayin Yonetmeni: Bircan Unver
The Light Millennium'un Ingilizce sitesinin cizgisinde; Tasarlayan ve Geliştiren Bali & Bali Works

Bali & Bali Works