yelinTable 'lightmil_pelin.issues' doesn't exist Işık Binyılı | Sayı No:
   


Fatoş ŞİMŞEK
Bağlantılar:
Fatoş ŞİMŞEK - Vahşi Ben (Ozgecmis)

Yazı

Kulak ver sözlerine

Fatoş ŞİMŞEK

"Sahip olunası güzelliklerle adeta ışık yayan bir beden ve kandil misali etrafını bilgiyle aydınlatan bir can imiş Mevlana."

Kulak ver sözlerine

O ki Hz. Mevlana
bir bilgi ışığı
bir iyilik sembolü
bir fazilet hocası
bir sükunet dehası
bir şiir deryası
bir müzik evliyası
bir söyleşi ustası
bir sadık dost
bir kutsal fener
bir bilge mutassavvıf
bir güzel insan.

Kulak ver sözlerine

Yüzyıllar perdesini
El uzat bir arala
Etmek için bir selam
Dön yüzünü mollaya

Kulak ver sözlerine

Taşır o yüce alim
Sırtında bir dağarcık
İkram eder her daim
Sabır, hoşgörü, cömertlik

Kulak ver sözlerine

O ki Hz. Mevlana
Sor neler var çıkınında
Bil ki içindekiler
Yeter bütün dünyaya


Sahip olunası güzelliklerle adeta ışık yayan bir beden ve kandil misali etrafını bilgiyle aydınlatan bir can imiş Mevlana.

Bir’lik içinde erimenin mutluluğunu tattıran, kardeşlik duygusunu aşılayıp önyargıdan arındırmayı iman belleyen bir can imiş Mevlana.


Herkes ile dost, kin gütmez, hiddet nedir bilmez hem de tevazu ırmağında yıkanmış bir can imiş Mevlana.


Sohbetleriyle hasta ruhlara gıda, dokunuşlarıyla dertli gönüllere şifa, muziğiyle huzur dileyen canlara deva, bakışlarıyla saadet bekleyen kalplere güven veren bir can imiş Mevlana.




Tasavvuf bilgesi Mevlana, sırtında sevgi ve hoşgörü yükünü taşıyarak, yaradana duyduğu ilahi aşk ile yollar kurmuş bir gönülden ötekine. Bu büyük bilgenin öğretisi; bir’liğe ulaşma yolunu sükûnet ve inançla yürümek ve karşılaşılacak güçlüklere tevekkülle katlanmakdır.

Mevlana nezdinde insan öylesine yüce bir mahluktur ki, yaradan insanı ruhundan üfleyerek özel olarak yaratmıştır. İnsan ki, yaradanın güzelliğinin yeryüzündeki yansımasından başka birşey değildir. Mevlana’nın sarfettiği her söz, beden ile ruhdan oluşmuş bu üstün canlının aydınlanması, anlaması, ve affetmesi içindir.

Yaradana olan uhrevi bir aşk ve bunun insan ile dünya üzerine şiirsel yankısı olan eşi benzeri görülmemiş 6 ciltlik 6,400 satırlık Mesnevi’de insanı şöyle övüyor:

İnsan bir hamur teknesi boyundadır, ama, gökten de üstündür.
En güzel şekil olan insan şekli,
Aslandan da yücedir, üstündür. Düşünceye sığmaz.
Bu paha biçilmez şeyin değerini söylesem, ben de yanarım, duyan da yanar.


Mevlana için aslolan -din, cinsiyet veya milliyet düşünülmeksizin- ÖNCE İNSANDIR. Hep aynı yaradanın kulu değil midir bütün insanlar? Kadın ise; esir değildir, cinsel bir araç değildir, hizmetçi değildir; kadın öncelikle insandır. İşte bu üstün zihniyet kadını yüzyıllar öncesinde bu gün olması arzulanan seviyeye yerleştirmiştir bile! Ve gönül dostu Mevlana aşağıdaki dizelerde kadını adeta ilahileştirmiştir:

<
i>Kadın tanrı ışığıdır. Sevgili değil,
Kadın sanki yaratıcıdır. Yaratılmış değil.


O’na göre insanın faziletli bir yaşam sürmesi, öncelikle bilgilenmesinden geçmektedir. Asırlar öncesinde bilgi ne kadar kıymetliyse asırların ötesinde de öyle değil midir? Mesnevi’deki beyitlerinde her fırsatta insanın üstün yönünün akıl, bilgi, sabır ve cömertlik sayesinde ortaya çıktığını anlatır:

Her insan büyük bir alemdir. İnsan düşünceden ibarettir, geri kalan et ve sinirdir.

Soru da bilgiden doğar, cevap da..

Akıllı o kişidir ki çekilen beladan,
dostların ölümünden ibret alır.
Eğer ululanmayı bırakmaz, ibret almazsa,
onun azgınlığından başkaları ibret alır.


Dostluk Mevlana’nın dergâhında ulvi bir boyut kazanmış, sohbetlerde, günlük yaşamda, paylaşmak suretiyle muazzam bir anlam bulmuştur. İki dostun birbirini tamamlayarak iç huzura erişmeleri her fırsatta dile getirilmiştir.

Bir dili konuşmak hısımlıktır, bağlılıktır;
İnsan yabancılarla kaldı mı bağlanmışa, hapse düşmüşe benzer.
Nice Hintli ile Türk'ün dili birdir de nice iki Türk de yabancılar gibi birbirinin dilini anlamaz.
Demek ki mahremlik dili, apayrı bir dil; gönüldeşlikse dildeşlikten daha iyi.
Sözsüz, işaretsiz, yazısız; gönülden yüzbinlerce tercüman kopar belirir....


İnsanoğlunun yaradılış hasletlerinden biri olan ayıp ve kusur bulma özelliği de gönül dostu Mevlana ocağının ateşinde cevhere dönüşmüştür. O’na göre çirkinlik, kötülük, eksiklik bizlerin kusurlu algılamasından başka birşey değildir. Düşünün öyleyse hepimiz insan değil miyiz; hangimiz hatadan ve kusurdan muafız?

Ne mutlu o kişiye ki kendinin ayıbını görmektedir.
Kim ki birisinin ayıbını görürse, o ayıbı kendisinde bulur.
Sen de o ayıp yoksa yine emin olma
Olur ki; o ayıbı sende yaparsın günün birinde

Ayıpsız dost arayan, dostsuz kalır.


Her yeni günün yeni bir umutla ve canlılıkla geldiğine, değişimlere açık olmanın gerekliliğine dair şu sözler bu gün de anlamlıdır yarın da anlamını koruyacaktır:

Her şey dünle beraber gitti, can cazım
Şimdi yeni şeyler söylemek lazım.


Mevlana, derviş dergâhında semavi arayışları sırasında etrafindaki gönül dostlarıyla gezmiş, incelemiş, çalışmış, pişirmiş, konuşmuş, düşünmüş, sorular sormuş;
İnsan isteklerinin amaci nedir?
Rüya nedir?
İlahi ve şiir nedir?
Gönül nedir?
Gerçek insan kimdir?
Kâinatın kaynağı nedir?
Dünyayı ve insanlığı bir arada tutan nedir?
Disiplin nedir?
Teslimiyet nedir?

Uhrevi cevaplar ise müzikle, rüyalarla, görüntülerle ve ilâhi güçle gerçekleşiveren hadiselerle ortaya çıkmış. Yaradanın merhameti ve affediciliğine sığınırken gazabı ve gücünü yaşayıp paylaşmış hep aynı tevekkülle. O Hz. Mevlana ki başka dünyaların insanıymış; insanları nurundan nasiplendirmek için geldiğinde ise hammış, pişmiş, yanmış!

Hz. Mevlana’nın şu inci dizilerini okuyup da endişelerden uzaklaşıp özbenliğini keşfetmeyi istememek mümkün mü?

Bir can var canında o canı ara
Beden dağındaki gizli mücevheri ara
Ey yürüyüp giden dost bütün gücünle ara
Ama dışarıda değil, aradığını kendi içinde ara


Giderek insaniyet değerlerinin kaybolduğu, kin, nefret, terör, acı ve kederin her gün biraz daha yaygınlaştığı, başarılı olma, ödül kazanma, şöhret edinme ve para hırsı yüzünden haset, öfke ve cimriliğin kol gezdiği günümüzde ışığa her zaman olduğundan daha çok ihtiyaç var. Mevlana Hazretlerinin yüzyıllar önce görüp öğütlediklerinden bugün hala çıkarılacak derin dersler var. Gönülleri aydınlatacak; “bir'likte çokluk”, “çoklukta bir'lik” olmayı hatırlatacak kandillere her zamandankinden çok ihtiyaç var.


17 Aralık 2005, Raleigh, North Carolina



Kaynaklar:
1. The Soul of Rumi : A New Collection of Ecstatic Poems by Coleman Barks
2. http://www.khamush.com/turkce/mesnevi.htm

© Aralık 2005, IşıkBinyılı

© IŞIK BÄ°NYILI e-dergisi; The Light Millennium bünyesinde kamu yararına ve kamu tarafından desteklenen yayıncılık ilkesiyle, 17 Temmuz 2001 tarihinde, Bircan Ünver tarafından, New York'ta kurulmuştur. Vergiden muafiyet #501c3
statüsüne ise 17 Temmuz 2001 tarihinden geçerli olmak üzere hak kazanmıştır. Vizyonu ise Web ortamında ilk kez Ağustos 1999'da tanıtılmıştır. Bu sitenin içeriği kurucularının izni olmaksızın kopyalanamaz ve tüm içeriği
"The Light Millennium"a (1999 - 2010) aittir. Uluslararası telif hakları kanunlarıyla korunmaktadır ve hakkı saklıdır.
Açıklama – Güncelleme:
IşikBinyılı.Org kısa adıyla, 11 Ocak 2010 tarihinde Türkiye Dernekler kanunu çerçevesinde, dernek statüsüyle İstanbul merkezli dernekleşmiştir. Türkiye kapsamında yayın hakları bu tarihten itibaren IşikBinyılı.Org'a ve
uluslararası yayın hakları ise kardeş kuruluş statüsünde olan New York Merkezli yine "The Light Millennium'a aittir.
– Bircan Ünver, Kurucu ve Genel Yayın Yönetmeni, 1 Ocak 2018. | The Light Millennium'un İngilizce sitesinin cizgisinde; Tasarlayan ve Geliştiren: Bali & Bali Works

Bali & Bali Works