yelinTable 'lightmil_pelin.issues' doesn't exist Işık Binyılı | Sayı No:
   

Grafik: Pelin Bali

İzlenimler

DERTLİ MİLLET

Muzaffer BACA

Sokakta,alışveriş merkezlerinde,spor sahalarında,otobüste pazarda bir ara işinize ara verin ve çevrenize bakın. Gülümseyecek kaç kişi görebilirsiniz. Tıpkı güneşli havayla çok bulutlu hava gibi kalırsınız. Siz gülümseseniz de kimse size karşılık vermeyecektir. Ya da size salak diye bakacaklardır.

Geçen gün semtimizdeki sabit pazara birkaç küçük alışveriş için uğradım. Her uğradığım esnafa gülümsedim. Selam verdim. Çıt yok. Sadece manav biraz da kinayeli biçimde(İşleriniz iyi galiba) dedi. İşler iyi olmayabilirdi ama millet olarak artık tebessümü gülümsemeyi unutmuşsak ciddi bir sıkıntı var demektir.

Sanki ulusça yastayız. Sanki ulusça bitmiş tükenmişiz ve uzatmaları oynuyoruz. Akşamları televizyonun karşısına geçiyoruz. Birbirini izleyen aşk ve macera dizileri. Hep sevgili için ölmek, ah çekmek bir türlü kavuşamamak uğruna. Arabada radyonuzu açıyorsunuz. “-Dert bende derman sende”, “Ölürüm senin için” vb bir sürü dram ve gözyaşı dolu şarkı. Arada sırada çıkan bir neşeli şarkıyı da hissedemiyorsunuz bile . Çünkü hepimizin söylenen dramatik şarkılarla ilişkisi var,hatırası var. Çocukluktan beri kaybettikleri ve yaşayamadıkları var. Tartışma programlarına bakıyorsunuz. Hiç birbirinin görüşününün bir bölümünü bile paylaşan yok. İşler ya siyah ya da beyaz. Ortası yok. Neticede tıpkı tartışanlar gibi halk ta siyah beyaz. Yeşil, pembe, mavi yok. Gökyüzünü bile simsiyah göreceğiz neredeyse.

Gelecekle ilgili acayip bir endişe içindeyiz. Bizi bölecekler, parçalayacaklar, öldük bittik yani. Çevremizde hiçbir dostumuz yok herkes düşman herkes ya bizi yok edecek ya da biz onu yok etmeliyiz. İçimizde yaşam sevinci bitmiş tükenmiş. Dolayısıyla bu da enerjimizi götürmüş.

Takımımız galip gelse bile iyi oynamadı diye eleştiriyoruz,neredeyse bir yüzyıldır madalya alamadığımız yarışta ilk defa üçüncülüğpü elde edince neden birinci olmadı diye yerden yere vuruyoruz.

Bir de daha kötüsü hep öteki suçlu ve biz ona ulaşamıyoruz.O zaman ne yapmalıyız. Ya ağlıyoruz ulaşamadığımız için ya da ulaştırmadığı için onu yok etmeye çalışıyoruz.
Milletçe dert küpüne döndük, cinnet geçiriyoruz yani.

Kendimize soralım. Acaba kaçımız bir lokantada yemek yerken bunu hazmederek yiyoruz. Sanki biri kovalarmışçasına midemizi dolduruyoruz. Vücudumuz isyan ediyor.
Trafikte hangimiz zorda kalan veya aptalca bir şey yapan sürücüye yardım ediyoruz?Aksine ona ders verip daha da sıkıştırarak ya onu ya da kendimizi yaralayan ya da öldüren kaç sapık var yollarda?

Bütün bunların sebebi sizce ne?Acaba ruhlarımızdaki boşluk mu?Acaba yok ettiğimiz manevi duygularımız mı?Acaba artık sadece para için yaşamak mı? Ya da dünyayı saran tüketim seline en kolay kapılan biz olduğumuzdan mı?

Birçok sebebi var tabii. Ama iş dönüp dolaşıp yine insanın kendinde bitiyor. Elektrikte nasıl pozitif ve negatif uçlar varsa toplumda da olmalı. Sadece negatif olarak ışık saçamayız. Ya da sadece pozitif olarak herşeyi düzeltemeyiz. Ama ikisi de dengeli olmalı. Şu anda toplum olarak enerji üretemiyoruz,ışık saçamıyoruz.

Siz şimdi yine o suçlu bu suçlu diye başlayacaksınız. Siz bir yerden başlayın. Göreceksiniz bugün olmasa da yarın olmasa da öbürgün size biri mutlaka karşılık verecektir veya size katılacaktır. Sabırla zamanla binleri,onbinleri milyonları bulacaksınız. Gelin düşman olarak algıladığınızı bir daha inceleyin. Gelin suçlu olarak gördüğünüzü bir daha araştırın. Ve sadece ben merkezli değil toplum merkezli insan merkezli olun.

Bugün yayın organlarında,çevrenizde herkesi eksik bulan ve eleştirenlerin kaçının mükemmel olduğunu söyleyebilirsiniz. Belki de onlar kendi eksikliklerini bu saldırganlıklarıyla örtmeye çalışıyorlardır. Gelin kardeşliğin düşmanlıktan daha iyi bir şey olduğunu elinizi karşı tarafa uzatarak gösterin. Selam verin selam alın.

İyilikler dertleri bitirir kötülükler artırır. Sevinçler paylaşıldıkça artar üzüntüler paylaşıldıkça azalır. Bu milletin bu konuda bin yıllık bir tecrübesi yok mu?Gelin o tecrübelerimizi şimdi eyleme geçirelim ve hem kendi içimizde hem de dünyada ışık saçan bir toplum olalım.



© Mart 2006, IşıkBinyılı

© IŞIK BİNYILI e-dergisi; The Light Millennium bunyesinde kamu yararına ve kamu tarafından desteklenen yayıncılık ilkesiyle, 17 Temmuz 2001 tarihinde, Bircan Unver tarafindan, New York'ta kurulmuştur. Vergiden muafiyet statusune (501, (c) (3) ise 17 Temmuz 2001 tarihinden gecerli olmak uzere hak kazanmıştır. Bu sitenin içeriği kurucularinin izni olmaksızın kopyalanamaz. Sitenin tum icerigi "The Light Millennium"a aittir. Uluslarası telif hakları kanunlarıyla korunmaktadır ve her hakkı saklıdır."
Genel Yayin Yonetmeni: Bircan Unver
The Light Millennium'un Ingilizce sitesinin cizgisinde; Tasarlayan ve Geliştiren Bali & Bali Works

Bali & Bali Works