Lider olabilmek için insanların yanında yürüyün. Liderlerin en iyisinin varlığını insanlar farketmez. Daha az iyisine saygı duyar ve överler.
Biraz daha az iyisinden korkar; en az iyisindense nefret ederler. Liderin en iyisi işini bitirdiğindeyse insanlar "biz kendimiz yaptık" derler.
- Lao-Tsu

Sanatın Labirentlerinde

*E-KİTAP - İTHAF* Bu kitap EROL AKYAVAŞ ve ATİLLA İLHAN'a ithaf edilmistir. EROL AKYAVAŞ'ın "LABİRENT PROJESI": (1) Dördül bir alanda cam duvarlar Allah sözcüğünü dört kez yazar. Dört giriş vardır. Bunlar metaforik girişlerdir. Normal bir labirentin taş ya da tuğla duvarları vardır; bunun duvarları camdır.

 

 

*SON GİRİŞ & GİRİŞ: ALTI YIL SONRA... 2001* 1994’te, "En Kutsalı Yaratmak" kitabının yayınına paralel başlayan bu kitabın öyküsü, aynı yıl içindeki bir örnek baskıya da rağmen bir türlü bugüne değin yayınlanamayarak, “yayıncılık labirentlerinde…” takılıp kalmasına bir türlü gönlüm razı olmadı! Bunun sonucu olarak, e-kitap olarak gün ışığına çıkabildik nihayet!

*İÇİNDEKİLER* - Sanat soruşturmaları ve denemeler SANATIN LABİRENTLERİNDE... genel çerçevesi itibariyle, Bircan Ünver'in 1987-1989 yılları arasında Sanat Olayı ile Cönk dergisinde yayınlanan yazılarının bir derlemesidir. Aynı zamanda, Amerika'daki bazı çalısmalarından seçmelere de yer vererek, "En Kutsalı Yaratmak" kitabıyla başlayan, yayınlanmış yazılarını kitaplaştırma sürecinin hem bir devamı hem de Türkiye-Amerika yaşam köprüsü ve arayışlarIndan kesitleri de içermektedir.

*BÖLÜM 1: SANATIN LABİRENTLERİNDE...* Işığı Ararken... “Güzel çirkini yendiği anda büyük üslup da doğar.” --F. Nietzsche

1. ULUSLARARASI ÇAĞDAŞ SANAT SERGİLERİ - İSTANBUL (1987) *TORAN *KOMET *GERMANER *ALTAN *GÜN *TOPUZ *ALANTAR *FÜRTUN *ZURİO *RAİNER *PISTOLETTO Uluslararası İstanbul Çağdaş Sanat Sergileri organizasyonu içerisinde yer alan, “80’li yıllarda Fransız Sanatı Sergisi” ile 14 genç sanatçının “komiserliğini” yükümlenen Mario Toran ile sergi hazırlıkları aşamasında görüşüyoruz.

*KADIN GÖZÜYLE SANATTA NÜ: BERNA TÜREMEN - TUBA İNAL - GÜL DERMAN* “Avrupa nü sanatında ressamlar ve seyirci-sahipler erkekti, nesne olarak işlenen kişilerse çoğunlukla kadın. Bu ters ilişki, ekinimize öylesine sinmiştir ki bugün bile sayısız kadın bilincine biçim vermektedir.“ -John BERGER

*ÇAĞDAŞ TÜRK RESİM SANATI SORUŞTURMASI - 1989* “Figüratif-klasik ya da soyut-modernist sanat mı?” üzerine gelişen yoğun tartışmalar sanatçı, galerici ve eleştirmenleri bir klan halinde, karşı karşıya getirerek, yapıcı değil yıpratıcı ve gerilimli bir ortam yaratıldı.

*SANATIN LABİRENTLERİNDE... SUNUŞ - 1995* Bu düşünsel ürün, bir bıçakla ikiye aynlmışçasına reddedişler içeren anlayışlara katılmamanın bir uzantısı olarak, öz ve bütünde birbirinden ayrılamaz ürün ve görüşleri bir arada değerlendirerek başka bir perspektiften bir bütünlük oluşturmaya özen gösteriyor.

*GÜNÜMÜZ SANATÇILARI İSTANBUL SERGİSİ - 1989* Onuncu yılında günümüz sanatçıları Günümüz Sanatçıları İstanbul Sergisi, Hareket Köşkü?nde açılan sergiyle, 10. yılıni kutladı. Sergi, beraberinde plastik sanatlar dünyasında tartışmalı günleri de getirdi.

*RESİM VE YARATICILIK - Soruşturma: 1nci Bölüm* "Resim ve Yaratıcılık" ana başlığında Gösteri dergisinde (Ekim 1989 - Ocak 1990) yayınlanan bu dizide, sanatçılarımıza yönelttiğimiz sorularda amacımız, her bir soruya mutlak yanıt aramaksızın, bu soruların toplamında, onların bu konudaki düşünce ve farklı bakış açılarını ortaya çıkarmak oldu.

*RESİM ve YARATICILIK - 2nci Bölüm*
"Özgürlük insanın kaygılarından, özellikle gelecek için duyulan kaygılarından, yaratıcılık ise hiçlikten kaynaklanır. Hiçlik ise sonsuz özgürlükten. ...Gelecek kaygısına karşı çıkmak için, özgürlük seçeneğini ve gücünü kullanırsın." - Murat Morova

*BÖLÜM 2: BALDESSARİ'DEN AKYAVAŞ'A...*
John BALDESSARI: POPÜLER MEDYANIN YENİDEN ÜRETİLMESİ... Sanatçı, birçok farklı zaman, yaşam, sosyal ve ekonomik düzeylerdeki görüntüleri bir arada, farklı boyut ve biçimlerle kompoze etmesiyle de çağrışımlan arttırarak, geniş boyutlu bir imajinasyon dünyasının kapılarını aralıyor ve o ana değin popüler kültürle ilgili edinmiş, olduğumuz imajları alt-üst ediyor.

Mihail Chemiakin: MİTOLOJİDEN BİYONİK İNSANA... Sovyet sanatçı Mihail Chemlakin, 1971 yılında konformizmi ve Sovyet realizmini sanatında benimsemeyişi nedeniyle, ülkesinde de sanatında büyük başarı kazanmış iken, yirmiyedi yaşında sürgüne gönderildi.

*Helen Frankenthaler: RETROSPEKTİF SERGİ* Özellikle ilk on yılı kapsayan resimlerin psikolojisi, Miro?nun resminin genel dünyasına da çok yakın duruyor. Elbette birebir karşılaştırmada, bu değerlendiriş yanlış gibi duracaktır. Ancak, resimlerin taşıdığı soyut ekspresyonist dil, psikoloji ve imajinasyonların vardığı yerler, zaman zaman çok yakın birbirine...


Francis BACON: "80. DOĞUM YILI SERGİSİ" 1909 yılında Dublin'de doğan Bacon, I. Dünya Savaşı sırasında babasının askerde oluşu nedeniyle, ailesi ile birlikte sık sık Dublin ve Londra arasına gidip geldi. Onaltı yaşında ise, ailesinden ayılarak, 1929 yılına kadar Berlin ve Paris'te yaşadı. Bu yıllarda sürekli iç mimar olarak çalıştı.

*Thomas Hart BENTON: "ORJİNAL BİR AMERİKALI"* Bazı eleştirmenlerin Benton'ın ününü sanatından çok politik gürüşleri ve homoseksüel eğilimleriyle sağladığını belirtmelerine karşılık, program bir anlamda onlara verilen bir yanıt niteliğindeydi. Özetle, "Eleştirmenler, sadece konuşur..."

Ertuğrul ATEŞ: DÜŞLERİMİZ, YALANLARIMIZDIR... "İlk günlerde, resimleri gören galerici ve eleştirmenler, "iyi, hoş, güzel ama biz bekleyip iki sene sonraki gelişmeleri ve hâlâ aynı performansı gösterip gösteremeyeceğini görmek istiyoruz," dediler. Ölçü bu. Burada "harika çocuk" diye bir kavram yok. Hem iyi bir ressam, hem mücadeleci, hem ayak oyunlarına karşı uyanık olacaksınız, hem de çok zor koşullarda bile olsa, yaşamınızı ve resim yapmayı sürdüreceksiniz."

Serdar ARAT: I "SESSİZLİK" VE "SUSKUNLUK" ÜZERİNE... "Dört Yıllık Sessizlik" dizisi bir anlamda 1980-1984 yılları arasında Türkiye?deki suskunluğa değinmekle beraber, özünde, resim sanatının niteliğiyle ilgili sorular da içerir.

*Bedri BAYRAM: "THIS HAS BEEN DONE BEFORE?* 55. sergisini New York'ta açan (1992) Bedri Baykam, bu sergisiyle sanatında, hem sanat tarihini oluşturan kültür akımlarını, hem de kendi sanat geçmişini başarıyla yorumluyor.

*Hüseyin ERTUNÇ: GELECEK ZAMANA ÖZLEM* Gerçekte Hüseyin Ertunç; bugüne, insana, çağın getirdiklerine, durumlara kuşkulu ve sorgulatıcı bir yorumu, değişik platformlarda geliştirirken, "insan"a ve "gelecek zaman"a inanıyor ve şimdiden insan adına olması düşlenen "gelecek zamanı özlüyor".

*Erol AKYAVAŞ: DOĞU'NUN İZLERİ* "Erol Akyavaş" adlı kitapta, sanatçı bu seri için diyor ki, "Fihi Ma Fih"te tek Tanrılı üç din temsil edilir. Musevilik, Hristiyanlık, İslam. Osmanlı'nın tarih boyu egemen olan hoşgörüsünün bir odak noktası konumundaki Aya İrini, benim için esin kaynağı olmuştur. Farklı inançlar yanyana yaşayabilmişse...

*BÖLÜM 3: YELPAZE “GÖRME BİÇİMLERİ” ÜZERİNE...* Görme Biçimleri, okuyucuyu düşünmeye, tartışmaya ve hesaplaşmaya sürükleyerek, karşımıza canlı bir varlık olarak çıkıyor. Böylece, alışılagelen okuma biçimlerine de yeni bir boyut kazandırıyor. İnsanın bir şeye dokunması demek, kendisini o şeyle ilişkili duruma sokması demektir.

*Prof. Kerim SİLİVRİLİ: ESKİ-YENİ* “Ehli Hiref’ adlı cemaat, biliyorsunuz bir üstyapı kuruluşuydu. Yani sarayda oluşmuş bir merkezdi. Bugün artık saraylar yok ve devletin gereksinmelerini de serbest çalışan sanatçıların karşılaması bekleniyor. Ayrıca, bir Alman atasözü olarak duyarım, “Her eve bir tablo gerekir” diye. Yani yalnız devletin, resmi kuruluşların değil, her evde bir yağlıboya tablo bulunması gerektiğini belirtir bu söz. -- Prof. Kerim SİLİVRİLİ - 1987

“ZAMANDA VE ZEMİNDE KADIN” "Dünyanın başka bir yerinde de dükkân açılışı ne kadar muhteşem olursa olsun, sonuçta bir açılıştan öteye geçmez. Ancak, üst kat galeri olarak değerlendirilebilirse, o zaman sıradan bir dükkân açılışından öteye geçilebilirdi. Bu öneri benimsendi. Hatta restorasyonundaki ışıklandırma da, mimariye değil de objeye dönük olarak gerçekleştirildi." - Sibel ASNA - 1987

*GELECEKTE ANNELİK...* Öyle ki, çağlar boyu tüm kültür, ülke ve sistemlerin varlığını devam ettirecek yegane değer olan ‘insan’ı, ‘insanoğlunu’, ‘kısaca kadını ve erkeği’ yeryüzüne armağan eden tek varlıktır, KADIN.

*Aydın UĞURLU: “MÜSLÜMAN MAHALLESİNDE SALYANGOZ SATMAK”* "Yurtdışına, tekstildeki son aşamalan öğrenmek için gönderildiğimde, Anadolu’da yıllar boyunca dokunmuş olan yöresel, halk yahut da folklorik özellikler taşıyan dokumanların, çok daha çağdaş değer taşıdıklarını fark ettim." - Aydın UĞURLU

BİR PAZAR GÜNÜ Los Angeles’ta en çok sevdiğim yerlerden başlıcası, Los Angeles County of Art Museum. Muze üç ana bina, heykel bahçesi, kitap ve hediyelik satış, merkezi, restoran ve üç ana binanın ortasında, açık alanda ise “Coffee Garden”dan oIuşuyor.

*Gülbin YAVUZ: İNSAN İSTERSE...* Onüç yıldır Los Angeles’ta yaşayan Yavuz, Los Angeles sinema-video dünyasının tanınmış, avant-gard kostüm dizaynlarından geçtiğimiz şubat ayının sonunda ise Peter Wolg’un seslendirdiği “99 Worlds” adlı müziğin video çekimlerinin kostüm dizaynı için New-York’ta Mahrer MGMM firması ile birlikte çalıştı. (1990)

*DÜNYA ÇOCUKLARININ HESAP SORMA YILI* Dünya Çocuk Zirvesi’ne yetmişten fazla devlet başkanı ve başbakan düzeyinde lider katıldı. Toplantıya katılan liderlerle birlikte toplam yüzellinin üzerinde devletin daha sonra zirvede alınan kararın altını imzaladıkları öğrenildi.(1991)


*GÜNAYDIN FM-2030!* - Yıl 2030, Arizona FM-2030’un yeniden hayata döndüğünü görmek dileği ve bu konuda yeryüzüne bir “IŞIK” sunan ona da bir “Günaydın” demeden, böyle bir girişimde bulunmak istemediğimi sezdim. Şu an 71 yaşındayım ve FM-2030 ise, 100 yaşında olmasına rağmen, sağlıklı, dinç bir 50 yaş görüntüsü ve zindeliğinde...

*BİR DİLEK* Dinim sanat olmalı diye düşünüyorum. Son iki aydır yaşamımdaki değişiklikler ve sürekli hayatımın tren raylarını döşemek ya da değiştirmekle uğraşmaktan, müzelere gidemeyince, bir süre önce gece düşümde, “bir başıma ve huzur içerisinde müzedeydim.

*Murat ÖZCAN: “KEŞANLI ALİ DESTANI” VE TİYATRO ANLAYIŞI ÜZERİNE…* Kimisi New York’ta doğup büyüyüp, ya da çok küçükken geldiği için, Türkçesinden, kimisi tiyatro tecrübesi olmayışından kimisi de ne kadar başarılı olabilecekleri endişeleri içerisinde, ama büyük bir istekle, heyecanla provalara devam ettiler. Herkes biraz ürkek bakıyordu. Başarabilecekler mi? Ya da bazı sözler söyleniyordu, “Keşanlı Ali”yi oynamak kim, siz kim? (1991)

*ŞEHİRLERE DE AŞIK OLUNUR...* Özümüz bir “gel-git”e zincirlemeyse,
Kaçınılmazdır yeniden buluşmak seninle,
Paylaşacağımız daha nice değerler var..
Gene geleceğim sana, New York! (1994)

*IŞIKLI GÜNLERE DAİR...* “Evet, gelecek beni ilgilendiriyor,” demiş adam. “Çünkü orada yaşamayı düşünüyorum.“

İNSANLIĞIN ORTAK ÖZÜ: Semra Özümerzifon'un figüratif-ekspresyonist resimleri..." Sanatçı, ne kadar insanlığın özüne yaklaşmalı ve ne kadar kendi olmalı resimde? Sanatçı, yaşadığı dünyadan, politik olaylardan, o politik ve siyasi olayların, insanlığa yaptırımcılığından, insanlık dramının sergilenmesinin sürdürülmesine ne kadar uzak, ne kadar kayıtsız kalabilir, ya da bütün bunlar, sanatçının "kendisi için var ettiği ve ürettiği dünyada yer almakta mıdır?

© IŞIK BİNYILI e-dergisi; The Light Millennium

bunyesinde kamu yararına ve kamu tarafından desteklenen yayıncılık ilkesiyle, 17 Temmuz 2001 tarihinde, Bircan Unver tarafindan, New York'ta kurulmuştur. Vergiden muafiyet statusune (501, (c) (3) ise 17 Temmuz 2001 tarihinden gecerli olmak uzere hak kazanmıştır.
Bu sitenin içeriği kurucularinin izni olmaksızın kopyalanamaz. Sitenin tum icerigi "The Light Millennium"a aittir. Uluslarası telif hakları kanunlarıyla korunmaktadır ve her hakkı saklıdır."
Genel Yayin Yonetmeni: Bircan Unver
The Light Millennium'un Ingilizce sitesinin cizgisinde; Tasarlayan ve Geliştiren Bali & Bali Works

Bali & Bali Works