DURSALİYE ŞAHAN ile RÖPORTAJ - Ekim 2011

Yazdır
Üst Kategori: Sayı: 23 Kategori: Röportaj
Yayınlanma: Perşembe, 26 Ocak 2012 Necla KARATAŞ tarafından yazıldı.

 

Töre, kadınve göçmen öyküleri ile tanınan Dürsaliye Şahan’ın telif davası bitti. Hikâye Hırsızı çıktı. 

“Çoğu zaman büyük biraşkla yazıyorum.” 

“Bilinçli bir kadın olarak çocuk gelinkavramını sindirmekte mümkün değil. Bunun içinde bizler bunun mücadelesinivermek zorundayız.”

 

Necla Karataş

 


 

Dürsaliye hanım siz bir öykü yazarı aynı zamanda yazıatölyeleri düzenleyen, bir yazarsınız. Son olarak da telif davanız ile gündemegeldiniz ama ben yazarlık serüveninizden başlamak istiyorum. Yazmaya nasılbaşladınız?

Herkes gibi okula gittiğim günlerde başladım.

Aynı anda hikâye yazmaya başlamadınız herhalde.

Neredeyseaynı anda.

Nasıl oldu?

Hikâye değilama hikâye cümleleri yazıyordum. Ali top at cümlesine benzer Ali top saklayazıyordum. Sonra kendimce aritmetik problemleri yazmaya başladım. Ahmet’in onşekeri var ikisini düşürdü geriye kaç tane kaldı gibi. Dördüncü sınıftaMalazgirt Savaşını kendi yorumumla yeniden yazmıştım. Sonuç aynıydı ama kurguepey farklıydı. Öğretmen şaşırmış biraz da azarlamıştı.

 

Bunlar ilk hikâyeleriniz mi oluyor?

Denemelerdemek daha doğru olur. İlk öykülerim üçüncü sınıfta çıkmaya başladı. Öğretmenöğrenci ilişkisini anlatan karalamalardı.

 

Bildiğim kadarı ile öykü ödülleriniz de var. İlk ödülünüzüne zaman aldınız?

Orta birde, yani altıncı sınıftaydım. Hayvanları Koruma Cemiyeti Türkiye çapında bir yarışma açmıştı. O yıllarda Göztepe Ortaokulunda okuyordum. Türkçe öğretmenimiz çok destek olmuştu. Hep minnet duymuşumdur.

 

Disiplinli bir yazar mısınız?

Hiçdisiplinli değilim. Zamanımın büyük bir kısmını okuyarak ve yazarak geçiriyorumama bunu disiplin altında yapmıyorum. Sabah kalktığımda kahvemi içerkenkitabımı elime alıyorum. Okurken keyif alıyorum. İş gibi yapmıyorum ki. Ya da amansaat ilerledi, şunları okumam gerek, mutlaka da iyi bir öykü yazmalıyım kaygısınıtaşımıyorum.

 

Yazmaktan sıkıldığınız olmuyor mu?

Bazen evet. Aynıöyküyü veya metni tekrar tekrar ele aldığımda evet biraz bıkkınlık oluyor amaçoğu zaman büyük bir aşkla yazıyorum.

 

Konularınız daha çok kadınları, göçmenleri, çocuklarıve etnik grupları anlatan türden. Bilinçli bir seçim mi?

Bilinçli yerinedoğal bir seçim demek daha doğru herhalde. Yıllarca İngiltere’nin en bilinen göçmengettosunda, Hackney’de yaşadım. Üç beş tane göçmen hikâyesi ne ki? Beş kalıncilt roman bile Hackney’i anlatmaya yetmez. Şimdi Hackney’de yaşayıp İstanbulsosyetesini yazmam imkansız değil ama daha uzak bir ihtimaldi.

 

Yani İstanbul ya da Londra sosyetesi ilginizi çekmedimi?

Çektiğianlar oldu. Londra’da yaşayan Türkiye’li sosyeteleri bir ara ele aldım. Birkaçöykü çıktı ama hadi fazla konuşmayayım.


Londra’da Türk sosyetesi var mı ki?

Olmaz mı?

 

Çok merak ettim. İstanbul’dakilere mi benziyorlar.

Çok merak edilecek kadar ilginç olduklarını düşünmüyorum.

 

Öykülerinize dönecek olursak göçmenlerden sonra töreve çocuk gelinlere el atmışsınız.

Evet.Yazdığım töre hikâyeleri içinde en çok çocuk gelinlerin hikayesi içime dokundu.

 

Çocuk gelinler diye bir kavram var değil mi? İnanmak çok güç.

Biliyorumçoğumuz için inanmak ve kabullenmek zor. Bilinçli bir kadın olarak çocuk gelinkavramını sindirmekte mümkün değil. Bunun içinde bizler bunun mücadelesinivermek zorundayız.

 

Yazdığınız çocuk gelin hikâyelerinden biri de telif davası nedeniyle mahkemelik olmuştu.

Evet maalesef oldu.

 

Şu meşhur Sıla dizisi sizin öykülerinizden birinden intihal yoluyla yapılmıştı değil mi? Hangi öykünüzdü.

Güvercin adındaki öyküm.

 

Ben Sıla dizisini çok severek izlemiştim. Naif bir yanı vardı.

Evet. Ağa ve üçgen aşk ilaveleri ile sulandırılmış olmasına rağmen naifliğini korumuş.

 

Sizin hikayenizde ağa yok muydu?

Hayır yoktu. Biliyorsunuz her dizide ağa, holding patronu, mafya babası fon kağıdı gibi kullanılıyor. Oysa o proje bir çocuk gelini anlatıyordu. Ana karakterin yaşı 13 idi. Sıla da ise ana karakter 17 yaşında. Ve tabii ağa ile evleniyor.

 

Şimdi Mahzun Kırmızıgül bir çocuk gelin hikâyesi işliyor.

Evet, çok şükür biri konuyu gündeme taşıyor.

 

Mahzun Kırmızıgül bir erkek olarak konuya el attı, keşke bir kadın el atsaydı dediğiniz oldu mu?

Hayır. Önemli olan birilerinin yapması. Ben bir kadın olarak yazdığım çocuk gelin hikayelerimi sinemada ya da televizyonda işlemek istedim, talihsizlikler yaşadım. Ama şimdi bunu bir erkek yapıyor. İnşallah projeleri başarılı olur.

 

Yaşadığınız talihsizliğin size bir kadından gelmesi üzücü oldu mu?

Evet. Bir erkek de aynı şeyi yapsaydı yine üzülecektim ama bir kadından gelince daha da sinirlendim.

 

Kadın dernekleri tarafından da ödüllendirilmiş herhalde değil mi?

Evet. Tabii dernek nereden bilsin başka bir kadının hakkı gasp edilerek yapılmış bir iş olduğunu.

 

Mahkemeden sonra kitabınız çıktı. Hikâye Hırsızı adını koydunuz. Sanıyorum davaya konu olan öykü de içinde.

Evet, öykü içinde. Proje değil tabii.

 

Kitabın adı biraz manidar geldi bana.

Yoruma bağlı.

 

Aklım çocuk gelinlerde kaldı. Kaç tane çocuk gelin hikayesi yazdınız?

25 sanıyorum. Bunların 11 tanesi tamamen bitti. Diğerlerinin biraz daha kurguya ihtiyacı var.

 

Hepsi yayınlandı mı?

Sadece biri yayınlandı o da işte az önce bahsettiğimiz Güvercin (Isikbinyili.Org'da 7 Aralık 2005'te).

 

Diğerleri yayınlanmayacak mı?

Yayınlanmak üzere son düzeltmeleri bekliyor. Yakında çıkar herhalde.

 

 

Davadan sonra bir de imza kampanyası başlamış.

Evet. Mahkeme sürecinde arkadaşlarla birlikte telif yasasının çok iyi işlemediğini gördük. Birlikte konuşurken öneri geldi. Kazanılmış bir dava var, onun üzerinden gideriz. Telif yasası zaten Meclis gündeminde filan dediler. Bana da mantıklı geldi.

 

Topladığınız imzaları ne yapacaksınız?

Hele bir toplansın.

 

Bana zaman ayırdığınız için teşekkür ederim.

Ben teşekkür ederim.

- . -

 

IsikBinyili.Org Dernegi - "ISIK BINYILI'nin OZU SIZ'siniz ve biz, 'büyük insanlik " için variz." http://www.isikbinyili.org

Yorumlar (0)

500 karakter kaldı.

Cancel or

joomla 1.6 templates free

©IŞIKBİNYILI.ORG'un e-yayını; The Light Millennium bünyesinde kamu yararı;na ve kamu tarafından desteklenen yayıncılık ilkesiyle, 17 Temmuz 2001 tarihinde, Bircan Ünver tarafından, New York'ta kurulmuştur. Vergiden muafiyet statüsüne (501, (c) (3) ise 17 Temmuz 2001 tarihinden geçerli olmak üzere hak kazanmıştır. IŞIK BİNYILI'nın konsept ve vizyonu "Lightmillennium.Org" bünyesinde ilk kez web ortamında Ağustos 1999'da tanıtılmıştır. Ocak 2000 ila Eylül 2005'e değin Lightmillennium.Org bünyesinde yayımlanmıştır. Sonbahar 2005 tarihiyle isikbinyili.org" alan adı ve bağımsız sitesinde yayındadır. Aynı zamanda, 11 Ocak 2010 tarihi itibariyle de Türk Dernekler Kanunu çerçevesinde, İstanbul merkezli olarak kurumlaşmıştır.  Bu sitenin içeriği kurucularının izni olmaksızın kopyalanamaz. Sitenin tüm içeriği Türkiye'de "IŞIKBİNYILI.ORG"a, uluslararası da "The Light Millennium"a aittir. Uluslararası telif hakları kanunlarıyla korunmaktadır ve her hakkı saklıdır."  2005-2011 Pelin Bali tarafından tasarlanmıştır.  2012/23-25.nci sayılar ise Tülün Ulusoy | OdakSevgi.Biz -  tarafından yeni bir platformda kurulmuş ve geliştirilmiştir. Bu sitenin web-hosting'i ise Ağustos 2011-2014 arasında Horon Solutions tarafından sağlanmıştır. | Kurucu Başkan ve Genel Yayın Yönetmeni: Bircan Ünver         E-posta: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. |  http://www.isikbinyili.org ©1999-2016

By Joomla 1.6 templates free