NİÇİN YENİ BİR DAHİ-LİDER ZAMANI?

Yazdır
Üst Kategori: Tüm Sayılar Kategori: Sayı: 25
Yayınlanma: Pazar, 05 Ocak 2014 ULKU UNSOY tarafından yazıldı.

İZLENİMLER

61919 – 1934: İstiklal, medeniyet ve uygarlığı gerçek demokraside gören Atatürk, medrese ve dini eğitimin demokrasi ile bağdaşmadığını gördü ve Türkiye’yi "Laik bir Cumhuriyet Devleti" olarak kurdu –Türkiye’nin hasta, bağnaz Osmanlı’yı arkasında bırakarak, insanların artık gerçek özgürlüğü, çağdaşlığı ve demokrasiyi kucaklayacağını düşünerek. Olup bitenleri okuyup yazarak, içten gelişen sanat-bilim ve kültürü (dışardan kopyalamaları bırakarak) ve hayat tarzına uygulayarak ilerleyen laik bir Türkiye - içinde bulundurduğu çesitli halkları-topluluklari, farklı inançlara sahip etnik mozaiği ile büsbütün bir millet ve ülkedir. 

Evet, çok geç değil ve zamanıdır bu milletin yeni bir dahi lider çıkarmasına...

NİÇİN YENİ BİR DAHİ-LİDER ZAMANI?

Ve işte o millet ancak ilerleyip aydınlandıktan sonra zaten kaldıracaktı o küçük kıskaçları – sessiz-sedasız. Başörtü yasağı mesela; aklıyla ve kalbiyle aydınlanıp açılmış demokrasiyi anlayan bir millet, zamanı gelince zaten silecekti o kıskacı - tantana ile değil, o yasağın sadece ve sadece savaş zamanı ardından “geçiş dönemi prosedürü”nü hızlandırmak için bir yönlendirme yasası olduğunun bilinci ile.

“İçinden aydınlanmış, bilinçli, bilgili, kendinden emin, güçlü ve korkusuz, rahat ve
uygar bir toplum insanı” Türkiye’de yaşayan tüm Türk toplumluklarını ve etnik grup insanlarını yansıtan bir hale geldikten sonra. Baska bir deyisle, "Atatürk Inkilaplarını - Cumhuriyet Devrimlerini" tamamladıktan sonra. 

İçten gelen güç, her türlü dış etkenden üstündür – Atatürk bunu ıspatladı. Devrimlerini yaptı. Ama yetmezdi 10 sene o kuytulara sinmiş karanlığı kökünden kazımağa. Ve Atatürk ölür ölmez, hasta adam komadan çıkmaya başladı, millet farkında değil, hala cahil, hala zayıf, özü iki arada bir derede, başladı koynundaki Araptan düşme kobra yavrusunu – Fethullah babalarını - beslemeye. 50 senede ayaklandı kobra, doğum yaptı, besledi, büyüttü ve yetiştirdi – işte halen ilerleyip oturamamış toplum insanlarını en zayıf noktalarından yakalayarak yutmaya hazır, aç ve açgözlü bir dev.

Nereden nereye?

1975: İran, dünyanın en büyük petrol kaynağına sahip ülke ama Şah Pehlevi’nin gitmesiyle beraber, Humeyni rejimiyle başlayan “İslam ülkelerinin Batı’dan kopma faslı (halkı din ile uyutarak) süregelmekte. Humeyni o zamanın bütün aklı başında, okumuş ve aydın insanlarını (bütün gazeteciler, öğretmenler, bilim adamları ve sanatçılar başta olmak üzere) ülkenin beynini kırdı geçirdi.

1980-1988: Irak bu arada, Batının polisiydi ve İran ile Irak arasında bir savaş başladı. Dünyanın asıl nedenlerini anlayamadığı bir savaş. Irak'ın Batı destekli zaferleri ile başlayan savaş, İran'ın direnmesiyle yıpratma savaşına dönüştü ve her iki ülkede de ağır yıkımlara yol açtı. Türkiye bu arada büyüyen sağ-sol, ileri-geri, komünist-faşist terörizmi ve askeri yönetimin gelmesiyle, gelişmekten tutuklu durumundaydı.

1989 -- : Bilgisayar ve internetin hayatlara etkin olarak geçmeye başlaması. Berlin Duvarı ve Çin'de Mao’nun gitmesiyle, Başkan Reagan’ın Amerika’da uydurduğu “Komünizm-Sosyalizm Şeytanı” korkusu ve Kapitalizmin ahtapot kollarını açıp iyice uzatmaya başlaması – Çin, Rusya, Ortadoğu, Arabistan, Hindistan, Avrupa, Afrika, Avustralya, Endenozya, Japonya… Eeee, Türkiye geri kalır mı? Turgut Özal aldı bu görevi, Türkiye’nin Batıya açılması adı altında. Atatürk’ün düşündüğü Türkiye, işte o dönemde başladı silinmeye – eğitim, sanat, bilim ve kültürüyle övünerek “dünya standartlarına geçecek” kapasitedeki potansiyele sahip olan koskoca ülke, özünden ve gerçekten kendini yaratmak yerine, tuttu yabancı sermayenin kuklası haline gelmeyi seçti. Ama Türkiye’nin laik anayasası, İran’da olduğu gibi bir Humeyni’nin başa geçmesini engelledi,

1981-1994: Amerika, İran ve Ortadoğu petrolünü kaybetmemek için Rusya ile Afganistan
savaşında. Rusyayı durduran Talibana silah desteği. Bin Laden, Amerikan yanlısı, İslam'da Fethullah'ı on kere katlar, savaşın kahramanı. Altı senesi sıcak savaş, 13 sene dile kolay - Ölen öldü, kalan kaldı.

1999: Fethullah Gülen’in ABD çıkışı. Türkiye’de doğmuş yetişmiş olan Fethullah Gülen, Türkiye’nin Batı ayağını kırıp İslam düşmanı gerçek demokrasiyle nasıl savaşacağını gayet iyi biliyordu. Laik Türkiye içinde kalarak yapamazdı bunu: Allah korkusuyla insanların beyinlerini yıkayıp bölemezdi Türkiye’yi. Savaş yolu uzundu; Atatürk’ün getirdiği – İslamın özüyle çatışan - tüm çağdaş devrimleri yavaş yavaş eriterek yok etmek (Kadın-Erkek eşitliği, Laik ve Bilimsel Eğitim sistemi, Tarih, Sanat ve Kültür hazinelerinin kucaklanması, Turizm, Türkiye’nin bölünmezliği ve kendi gerçek değerleri ile büyümesi vs). Gülen biliyordu bunu Türkiye’den
yapamayacağını ve ABD Türk camiasından başladı işine. Kim anlardı ne yaptığını ve nasıl o kadar para kazandığını, sonuçta okullar açıp insanları eğitiyordu işte.

Okulları İslami eğitimi ön plana aldığından, üstüne de Arabistan ve İran’dan gelen bağışlarla oldu gitti bir Fethullah Gülen İslami Kapitalist örgütü. Amerika, başta Hristiyanlık ve Judaizm olmak üzere din işlerine karışmaz görünür – hele dini kuruluşların para işlerine. İşte Fethullah bunu kullandı, ve koskoca bir ülkeyi satın alacak güçte zenginleşen sanal “Fethullah Gülen” imparatorluğunu kurdu.

2001: Rusya kendi derdinde, Amerika kendi derdinde . . . baktı ki Bin Laden kendisi bırakılmış, unutulmuş . . . ha dedi kolay mı beni öyle unutmak, ver elini Dünya Ticaret Merkezi – İkiz Binalar. 11 Eylül 2001. Gerisi malum. Ne Afganistan kaldı ne Irak, ne Libya ne Mısır – Ve Fethullah iki arada bir derede, başladı hayatının amacını gerçekleştirmeye: Türkiye Ilımlı İslam Ülkesi – İşte bunların düşünce sistemi: “Boşver TC’yi. Garantimiz, nasılsa Türkiye Avrupa’nın burnu dibinde, çaktırmadan yapacağız, bir de Nato ülkesi . . . ve artık çok geç, Atatürk İlkeleri
soldu gitti, nasılsa girmeyecek artık Avrupa Birliğine, Atatürk partisi CHP nasılsa bir şey yapmadı yıllarca, hala Atatürk’ün o savaş zamanından kalma “Türküm, Doğruyum, Çalışkanım” ya da “Ne Mutlu Türküm Diyene” nüshalarını sayıklıyorlar . . . İşte laikliği bozmanın tam zamanı!

Ve işte AKP, işte Erdoğan, işte meydan! Fethullah arka perdede, “Bak-gör” diyor..,
“Milleti ayarlamanın yolu paradan nasıl geçer. İşte sana ekmek, pirinç, un, ilaç,
yara-bandı, kredi kartı, ev, yol, cami, medrese, başörtü özgürlüğü – ama
namazında-abdestindeysen, ama sanatı, bilimi, bilgiyi, öğrenmeyi, kopyalamadan
yaratmayı, küreselliği, özgünlüğü, dünya insanlarıyla kaynaşmayı bırakıp, ülkeyi
Haremlik ve Selamlık yapmada varsan – tek yol İslam, boşver o Batıyı, kapatıyoruz
kapıları, bizim dostumuz ancak Müslüman ülkelerdir, o dinsiz-imansız gavurlar değil."

2002-2013: Tabi Feto bunu açıkça söyleyemezdi, ama halk yorgun ve uyumaya hazırdı.
Feto ve Erdoğan, beyinleri yıkamaya devam ettiler, cahil kesimlerin biraz dünyalıkla gözünü kamaştırıp, öbür dünyada kavuşacakları cennet ve huriler güvencesiyle oylarını satın almaya başlayarak… “Medrese bilgisi en iyisidir, Arapça ve Farsça; İngilizce, Almanca ve Fransızcadan iyidir, derslerimiz bedava, başlayın. Öyle içki miçki de yok artık, kız-erkek aynı evde olmaz… Bundan sonra kadınlar kapanacak, çocuk doğuracak, imam nikahı kutsaldır ve geçerlidir, 1 erkeğe 4 kadın uygundur. Herkes sadece para kazanmak için çalışmalı, para her yolu açar – boşver o sanat ve günah dolu Batı kültürünü. Biz tüm dünyadan farklı bir ülkeyiz, bir taneyiz.
Kültürel Küreselleşmede yerimiz yok. Turist murist lazım değil – millete görünmeden,
halkımızla kaynaşmadan gidip deniz-kenarı otellerinde kalsınlar, O yüzden tüm tarihi
siteleri bıraktık, gavur lazım değil, o eski taş yığınları ve utanmaz çıplak heykeller yok olsunlar daha iyi. Günah temizlemektir onları yok etmek. Bak, sanat okullarından o günahkar modelleri de kalkdırdık. Esas sanat zanaattır. El-işi yapın, motifler yapın, süsleme yapın, neymiş o öyle ucube insane heykelleri falan? Dünya sanatı kadınlarımızın rengarenk baş-örtülerinde görsün – düşünce ve vizyonlarıyla yaptıkları resim-heykel gibi neymiş efendim, evrensel sanattan değil. Hayat damarı falan değil, günah damarıdır o - Sanatsız kalmış bir milletin günah damarı
ezilmiştir. Eziyoruz işte, yazanı, çizeni, konuşanı – ah bir bilsek şu Twitter belasını nasıl durdururuz… Bak şu Batının işine, demokratik yolla seçilmiş Hüsnü Mübareği bile indirdiler. Yokuz biz bu Allahsız Batıyla iş yapmaya, ver elini İran.

Ah sen yok musun sen İsrail, nasıl yaptın şu benim Halkbank hazinelerime. Ama dur, bak göreceksin biz ayaktayız. Çin ve Rusya şimdi yolumuz, Avrupa ve Amerikayı bıraktık. Onlar da bizi bıraksınlar ki kuralım resmen şu İslam Türkiyeyi, biz Osmanlı geldik, Osmanlı gideriz – Cumhuriyet falan anlamayız. Eyvah, ne oluyoruz Gezi Parkı?”

Gezi Parkı – İşte burda Erdoğan çok, ama çok büyük bir fırsatı kaçırdı. Kendisini yaratan Fethullah Gülen’e “Boynuz Kulağı Geçti” deyip durabilir, Fethullah’la işini bitirip TC halkının sesini dinleyebilirdi. Milleti bölüp kutuplar yaratmak yerine, “direnişi destekliyorum, Türkiye bölünmez bir bütündür ve Gezi Parkı bunun sembolü olarak bütün ağaçları ile aynen yaşayacak, sizinleyim, benden bu kadar, alın siz devam edin!” deyip çekilebilirdi. Oysa aksine, ortaya bir savaş koydu – İslam kapitalizminin desteklediği bir soğuk savaş. Adım adım kazançlarına eklenen alkol kısıtlaması, başörtü özgürlüğü ve benzeri noktalar, yanıbaşındaki Batının Türkiye
izlenimini değiştirip küresel yatırımları durdurmmasına kadar vardı. Ekonomi batakta
Erdoğan, tek sebep ise tüm ileri demokrasi ve uygar ülkelerin – hiç bir zaman taviz
vermeyeceği - gerçek demokrasiyi kavrayamayıp, Fetoya tekmeyi zamanında atamamandan.
O koskoca İran-Avrupa boru hattını kim bırakır senin kafa ile gidenlere? Türkiye’yi,
Suriye sınırından kanamaya devam eden, İsrail ve Batı arasında sıkışmış, beyni
yıkanmış milyonlarca insanıyla, çürümüş bir tampon ülke olarak bırakacaksın. Şu an
Amerika’da Fethullah Gülen eğitimi kesin soruşturma altında.

Benimse tek bir sorum var: Yok mu yeni bir lider? Öyle bir yeni lider ki, tam olarak
temizleyecek Türkiye’yi bu örümceklerden. Zararın neresinden dönsen kardır, daha çok
geç değil. Ama şu geçtiğimiz 10 senedir beyni yıkanmış, deve kuşu gibi başını gömmüş
o kadar çok insan var ki, Türkiye’nin yarıdan fazlası! Nasıl katılır bunlar – iç savaş çıkarmadan - yeni ve çağdaş bir T.C. Kurtuluş Savaşına? Olası. Bir kez olmuşsa, yine olabilir. Evet, çok geç değil ve zamanıdır bu milletin yeni bir dahi lider çıkarmasına.

Ülkü Ünsoy, 23 Aralık 2013 

 _ . _

Önemli not: Geçici bir süre yayınımız Onesoul.Biz üzerinden devam etmektedir.            

Yayın Tarihi: 5 Ocak 2014, New York - IŞIKBİNYILI.ORG.

Yorumlar (0)

500 karakter kaldı.

Cancel or

joomla 1.6 templates free

©IŞIKBİNYILI.ORG'un e-yayını; The Light Millennium bünyesinde kamu yararı;na ve kamu tarafından desteklenen yayıncılık ilkesiyle, 17 Temmuz 2001 tarihinde, Bircan Ünver tarafından, New York'ta kurulmuştur. Vergiden muafiyet statüsüne (501, (c) (3) ise 17 Temmuz 2001 tarihinden geçerli olmak üzere hak kazanmıştır. IŞIK BİNYILI'nın konsept ve vizyonu "Lightmillennium.Org" bünyesinde ilk kez web ortamında Ağustos 1999'da tanıtılmıştır. Ocak 2000 ila Eylül 2005'e değin Lightmillennium.Org bünyesinde yayımlanmıştır. Sonbahar 2005 tarihiyle isikbinyili.org" alan adı ve bağımsız sitesinde yayındadır. Aynı zamanda, 11 Ocak 2010 tarihi itibariyle de Türk Dernekler Kanunu çerçevesinde, İstanbul merkezli olarak kurumlaşmıştır.  Bu sitenin içeriği kurucularının izni olmaksızın kopyalanamaz. Sitenin tüm içeriği Türkiye'de "IŞIKBİNYILI.ORG"a, uluslararası da "The Light Millennium"a aittir. Uluslararası telif hakları kanunlarıyla korunmaktadır ve her hakkı saklıdır."  2005-2011 Pelin Bali tarafından tasarlanmıştır.  2012/23-25.nci sayılar ise Tülün Ulusoy | OdakSevgi.Biz -  tarafından yeni bir platformda kurulmuş ve geliştirilmiştir. Bu sitenin web-hosting'i ise Ağustos 2011-2014 arasında Horon Solutions tarafından sağlanmıştır. | Kurucu Başkan ve Genel Yayın Yönetmeni: Bircan Ünver         E-posta: Bu e-Posta adresi istenmeyen posta engelleyicileri tarafından korunuyor. Görüntülemek için JavaScript etkinleştirilmelidir. |  http://www.isikbinyili.org ©1999-2016

By Joomla 1.6 templates free